6 Temmuz 2015 Pazartesi

Uygur Kardeşlerin Dramı

Türkiye Cumhuriyeti'nin sihri ismindedir. Türklerin cumhuriyetiymiş gibi yapıp tebasının ideolojik bağlılığını ulus üzerinden inşa ederken ilmi manada türkleri siklememek gibi bir mucizenin sihirden başka bir açıklaması olamaz çünkü. Üstüne üstlük bunu faşizm derecesinde ırkçılık yaparken becerir. Kafatası ölçen, türklerin üstünlüğüne dair özdeyiş üstüne özdeyiş patlatan, hatta bu cumhuriyette türk olmayanların tek hakkının uşaklık olduğunu bangır bangır deklare eden tek parti rejimi (ki uşak tuttukları bizatihi efendi ilan ettikleri köylü türklerdir ^^) bunu kendi çizdiği hayali türklük tanımı içinde yaparken reel planda en büyük türki toplulukların yaşadığı SSCB ve İran gibi ülkelerle en bi müttefiktir ve oradaki türklere yönelik en ufak bir ilgi dahi sözkonusu değildir. Çünkü bu cumhuriyet onları kendi kastettiği üstün türkten saymaz. Yani türklerin türk ırkçılığı kapsamında aşağı ırk sayılması gibi bir muazzam fenomenin sahibi de bu cumhuriyettir.

Dikkat ediniz Hititleri, Sümerleri, Frigleri, Eski Yunandan Romaya dek her antik kavmi türk ilan etmiştir tek parti döneminde Türkiye Cumhuriyeti ama çağdaşı olan türki kavimleri görmemiştir bile. Irk üzerinden dizayn edilmiş süsü verdiği faşizmi zirve noktasındayken türkçü turancıları tabutluklara kapatan bir rejimden bahsediyoruz. SSCB dağıldığında bu kafa yapısıyla onları küçümseyerek, ikinci sınıf insan sayarak lütfeder gibi gittiğimiz türki kardeşlerimizden güzel dersler aldıydık.

Zavallı arabeli türkmenleri de bundan çok çekti hala da çekiyor. O kadar bi üstün ırkız ki vakti zamanında Irak'ta türkmenlerin haklarını savunuyoruz ayağına onları kürtlere karşı bekçi köpeğimiz yapmaya kalktık, çuvallandık. İnsan ders alır değil mi nerede şimdi de suriye türkmenlerini bayırını bucağını bir yana koyup suriye kürtlerine karşı bekçi köpeğimiz yapmaya uğraşıyoruz. Suriye Türkmen Cephesi diye bir şey kurmuş MİT. Başına getirdiği amca bir suriyeli gibi değil aynı Ertürk Yöndem gibi konuşuyor. Çünkü devlette devamlılık esastır ^^

Hayali türklük tanımını hayali türklük tarihi ile temelleyen bu türk cumhuriyetinin nezdinde yok olmuş türki kavimler -özellikle evropa ile ilişkiliyse- baş tacı yapılıp, adları okullara, sokaklara, meydanlara verilirken hala var olan türki kavimler ikinci sınıf sayılır. Sadece var olan halleriyle değil tarihleriyle de ikinci sınıf sayılır. Misal Uygurlar. Hafızayı zorladığımızda uygurlara dair akla gelen tek şey geyikleşmiş budist olunca savaşçılıklarını kaybetmeleri aşağılamasıdır.  

Tece Türk tarih yazınında Uygur Halkının oldum olası küçük görülmesini veya yok sayılmasını iki nedene bağlarım ben. İkisi de az buçuk duygusaldır. İlki gerçek kökenimize dair duygusal bir reddedişten kaynaklanırken ikincisi ise kurgulanmış kökenimize dair bir tür bitmeyen kinden kaynaklanır.

Uygurca bir metni latin alfabesi ile transkript yapıp okuduğunuzda içinize ilk dolan his ne kadar kolayca anlayabildiğinizden mütevellit bir aaaaa hissidir. Türk ipekyolunun batıdaki en son halkası ile doğudaki en son halkasının dilsel yakınlığı sebepsiz değildir elbet. En bi kökümüze kibrit suyu ektiğimizde vardığımız yer Oğuzlar'dır malum. Yine malum ki Oğuzlar dediğimiz çeşitli kabilelerin kurduğu bir tür konfederasyondur. Hah işte bu Oğuzların konfederasyonu oluşturan kabile sayısından mütevellit Tokuzoguz denirken bu tokuzun ilki Uygurlardı. Sonra çeşit çeşit olay oldu nakli uzun süreninden, parçalandı birlik ve bir kısmı Uygur korkusundan sadece Oğuz diye ortaya çıkacakları Aral Gölü- Hazar Denizi arasına filan gittiler.

Türkler yaklaşık iki yüzyıldır avrupalı olduklarını ispatlamaya uğraşıyorlar. Bu uğraşma sadece giyim-kuşam değil gayet de ırki bir uğraş son yüzyılı aşkın süredir. Avrupaya baktığımızda gördüğümüz belirli bir insan türü var. Daha doğrusu olmadığından tanımlanan bir insan türü var. Zenci değil, çekik gözlü değil vesaire vesaire...İşte tarih yazınını domine eden evropa görmüş sağcılar için en büyük kabus bizim çekik gözlü olarak tasnif edilmemizdi. Ve bu tasnife en büyük maddi delilse Uygurlardı. O yüzden tamamen duygusal nedenlerle türk tarih yazını Uygurlarla kökkardeşliğimizi görmezden gelme üzerine kurgulanmıştır. Basit bir tarama yapın Köktürklere dair, onların atamız olmasına dair binlerce yazı çizi kitap hitap bulursunuz. Oysa Uygurlar öksüz ve görmezden gelinendir. Son yüzyılda Çin Yıllıkları, yani bizim ortaasya türk tarihine dair bilgilerimizin ana kaynakları, açığa çıktığı, çevrildiği veya istendiğinde çevrilebildiği halde bu böyledir. Ve yine dikkat edin atamız olarak konumlanan Köktürklerin çekik gözlü -çinli diye dövülebilecek kadar hem de- olmalarına dair de hiçbir şey yazmaz o binlerce ıvır zıvırın nerdeyse hiçbirinde ;) Köktürkler çekik gözlüdür ama onlar ölü kavimdir görülmez, oysa uygurlar hala yaşar görülür. O halde vurun kahpeye.

Köktürklerin batıca keşfedilme zamanı osmanlı türklerinin kimlik buhranlarının da en şiddetli zamanına denk geldiği için, Köktürkler hiç sorgulanmadan bugünkü türk milletinin(osmanlıda yaşayanlar diye düşün) ataları kabul edildi. Geçen zaman içinde Köktürklere dair bilgilerimiz arttığı halde bu baştaki kabulleniş hiç değiştirilmedi, daha da pekiştirildi. Bizim hayal dünyamız ne olursa olsun bir de gerçek var. O gerçeğe baktığımızda bizim yere göğe koyamadığımız Köktürk Kaganlığı uyguladıkları zulümden bunalan Türk kavimleri, Basmıl-Karluk-Uygur Triumvirası- tarafından yıkıldı. Sadece yıkılsa neyse Uygurlar son kalan Köktürkleri literally tarihten sildiler, yok ettiler. İnanmayan Uygur Kaganı Moyençur'un Bilge Kagan Kazıtlarının 25-30 Km ilerisine o taşlardan sadece 10-12 yıl sonra diktiği kendi kazıtlarına bakabilir.

Şimdi siz batıdan tasdikli atanız saydığınız bir kavmi yok eden bu kavmi, hele hele o yok ediş esnasında kendi öz atalarınızın da uygurların arasında olduğu kahredici gerçeğini açık etmeyerek sevebilir miydiniz :/ Adınızı veren, atanız olarak hayal etmekten multi boşalmalar yaşadığınız Göktürkleri, Köktürkleri tarihten silen bir kavmi över miydiniz? Tam tersine nefret ederdiniz di mi onlardan. O kadar nefret ederdiniz ki sizin yere göğe koyamadığınız Köktürklerinizin 2-3 bin kişice yapılan yağma akınlarını Çin'in Fethi diye sunar ama Uygurların iki çin imparatorluk başkentini yağmalamasını (bunu yapabilen tek türk kavmi olmasına rağmen) görmezden gelirdiniz. Sizin yüce Köktürk İmparatorluğunuzun kaganları Çin İmparatorundan her daim evlenmek için piremses vermesini diler ve sarayda bozkır kavimlerinin sırf bu tip  arzularını karşılamak için kurulan piremses imalathanesinde halktan imal edilen uyduruk piremsesler alırken gerçekten İmparator'un ailesinden olan bir piremsesi alabilen tek türk kavmi kaganının bir Uygur olduğunu yazamazdınız. Tıpkı her daim çinli piremsesler üzerinden entrika öyküleri anlatırken, yere göğe koyamadığımız Bilge Kagan'ımızı zehirleyen karısının bir çinli piremses değil, başka bir tiginle rahatça yiyişmek için, meşhur Tonyukuk'un kızı olduğunu yazamadığımız gibi.

Bugün ne zaman alevilik bahsi açılsa anlı şanlı tarihçilerimiz hemen eski türk dininde kalma lakırdısına başlarlar. Şamanlık akar orkun-selenga nehirleri gibi gürül gürül. Böyle insanın içi milliyetçi milliyetçi dolar. Oysa eski türk dininden kalma denilip geçilen ritüellerin izi sürüldüğünde pek çoğunun hiç de atalarımızca icat olunmuş şeyler olmadığı, maniheizm veya budizm gibi kurumsal iki dinden naklolduğu görülür. Ne büyük tesadüftür ki bu iki din de Uygurların sırayla intisap ettiği dinlerdir. Uygurlar bunun bedelini budist olup savaşçılıklarını yitiren uygur kavmi diye alay edilerek öderler. Oysa Budist olmayıp savaşçılıklarını yitirmeyenlerin adları tarihin tozlu sayfalarında kalırken Türkün antik çağlarından bugünlere kavim adları millet adına dönüşmüş sadece iki türki kavim var: Kırgızlar, Uygurlar. 

Neyse Uygurların tarihi serüveni değil elbette Uygur Kardeşlerin dramı meselemiz.

Bill Clinton, görev süresinin sonlarında yaptığı bir söyleşide abd başkanı olarak en çok şaşırdığı şeyin Çin Yönetiminin bölünmekten bu kadar korkması olduğunu söylemişti. Öyle ya herkesin dünyanın efendisi olmasından korktuğu bir dev niye bundan korksun. Oysa stajyerlere sulanmaktan vaz geçip orta karar bir Çin tarihi okusa idi Çin'in tarihi boyunca ne kadar devasa bir imparatorluk olursa olsun merkezi otoritede en küçük bir güçsüzlüğün ardından parçalandığını, onlarca yıl anarşi ve iç savaşlar içine düştüğünü ve bunun çin milletinin bir tür karakteri olduğunu görürdü. Sonuncusu fahri dersimli Mao'nun 1949'da sona erdirdiği (hatta Tayvan'ı düşünürsek tam olarak sona erdiremediği) uzun yıllar süren kaos ve parçalanma dönemleri.

Çin Yönetimi, ülkece bize hiç de şaşırtıcı gelmeyecek şekilde bölünmekten accayip korkuyor. Tıpkı bunun batılılar elinden olmasından korktuğu gibi. Yani söz konusu olan bölünme ise paranoyaklaşıyor ki yine tanıdık. İşte burada Çin Kominislerince ülkede yaşadığı anayasaca kabul edilen 56 ayrı etnik gruptan Uygurlar devreye giriyor. Çin'e en son eklenen topraklar olduğu için Sinkiang adını taşıyan toprağın yerlileri. Hani kendilerine sadece müslüman diyen, hatta o kadar müslüman diyen ki budist dedelerinin yaptığı eserlerin kendi atalarına değil kafir kalmuklara ait olduğunu sanan garibanlar. Çin'in zayıf noktasını bilen bir dış güçseniz (vakti zamanında Doğu Türkistan Cumhuriyetini kurduran SSCB veya bugün uygurları yedek silah olarak saklayan ABD gibi) ilk bakacağınız yer neresi ise Çin de oraya bakıyor, elimine edilmesi gereken bir tehdit görüyor. Farz-ı misal 1989'da Tienanmen Meydanı'ndaki o meşhur öğrenci kalkışmasının liderlerinden biri Uygurdu ve bu Çin açısından sadece tehditin doğrulanması demekti. 

Ve bölünmekten korkan her devlet nerede hata yaparsa veya nasıl bir dilemmaya düşerse o da aynı hatayı yapıyor, aynı dilemmada boğuluyor. Ortak bir yaşam üretmeye çalışmak yerine etnisiteyi yoklaştırmaya uğraşıyor. Etnik kimliği etkisizleştirmek isterken daha da belirginleştiriyor. Çin'in gerçekten de bu insanlara eziyet etmediğini filan sanıyorsanız 1937'de Dersim'in de sadece uygarlaştırıldığını düşünüyorsunuzdur. Ramazan nedeniyle yapılanlar gündeme geldiği için Çin'in salt dinsel bir baskı uyguladığı zannolunabilir. Oysa Çin'de çoğunlukla aynı etnik kökenden Hui denilen müslümanlar da var ve onlara farklı bir muamele yapılıyor. Hatta dini kahramanlık hikayesi hayal edenleri üzmek gibi olmasın ama geçmişte Uygur isyanları Çin yönetimlerince sadece Hui Müslümanlarından oluşan birliklerce bastırılırdı.

Devreye azınlık sosyolojisi giriyor. Hem etnik hem de dinsel azınlıksanız dininiz aynı zamanda etnik kimliğinizdir. Uygurlar asimile olmamak için dindarlaşırken Çin yönetimi de din üzerinden tasfiye etmeye uğraşıyor Uygurları. Hani türklerin kılıç zoruyla müslüman olduğu efsanesi vardır ya işte onun mucidi Uygur Bölgesinin idarecisi bir uygur koministidir ve bu gaye ile yazdığı bir kitaptan türemiştir o efsane. Seksen sonrası ekonomik değişim sürecinde bölgeye özbeöz çinlileri yerleştirme politikası bir sele dönüşünce artık araya devlet-azınlık kavgası haricinde iki ayrı millet arasındaki ekonomik nedenlere dayanan etnik kavga da girmiş oldu.

Yıllardır Uygurların ne zaman çıldıracağını bekliyordum. Çünkü ağzı var dili yok Uygurlara Çin Kominis Partisince o kadar geri zekalıca muamele yapıldı, bu barışçı insanlar o kadar tahrik edildi ki bunun bir zaman sorunu olduğu belliydi. Sonra herhangi bir silaha sahip olmayan uygurların elde pala veya bıçak tren istasyonlarında sivillere kamikaze gibi daldığı terörist saldırılar başladı. Çin Kominislerinin çalan alarm zillerinden bişiler anlamasını beklersin ama nafile yine anlamadılar.

Uygurlar yıllar boyunca dünyaya dertlerini anlatmaya çalıştılar. Sorunlarını anlattılar, ağladılar. Hani yıllar önce kendini Çin Konsolosluğuna zincirleyip ağlayan ak sakallı dedeyi hatırlayan var mı? Ben hatırlıyorum. Bir dönem bizim sağcılar kızıl kominis çinin zulmüne uğrayan soydaşlarımız hesabından bir tür merhamet hissiyle yardımcı oldular. Yardımcı oldular dediysem işte ülkede dergi mergi çıkarmalarına göz yumdular, Sultanahmet'te bir lokantalık yer filan verdiler öyle işte. Sonra doksanlar geldi ve meşhur Çin atılımı başladı. Madem ki Çin uyanmıştı, Uygurların uyuması gerekiyordu. Büyük Türk Büyüğü Turizm Bakanı Mustafa Taşar Çince yazılı kravatlar takınca çinli turistlerin ülkemize akacağını sanıyordu ve bu esnada Uygurların feryadları... Nasıl desem karga çığlığı gibi sevimsiz geliyordu. Sadettin Tantan Fatih Belediye Başkanı iken Uygurlara yardım etmeye kalktı, hemen devletten birileri kulağını çekti.

Hatırlar mısınız bir ara Dalai Lama ve Çin tarafından ezilen Tibetliler dünyada sürekli gündem oluyordu. Siz Dalai Lama'yı en son ne zaman dünya gündeminde gördünüz? Geçen bir rak festivalindeydi galiba karabatak gibi göründü ve kayboldu medyadan, gündemde kalamadı. Usulca silindi gitti çünkü Çin ve onu GSMHsı kardişim. Çin ekonomik gücüyle sömürgecice Pekin adını Beijing diye değiştirtip Tibetlileri ve Uygurları görünmez hale getirince ihtimal zafer kazandığını filan sanıyordu. Ne bileyim belki de Uygur Sorununun Halline Dair Rapor diye o tumturaklı tek parti raporlarından filan yazmışlardır somurtuk prezidyumlarına sunmak için. Heyhat bu kez Hoca Nasreddin'in gün be gün yiyeceğini kıstığı eşeği ölmedi, aslana döndü. Şu adeta ezikliğin kitabını yazan, ağzına vur lokmasını al Rohingyalı müslümanların boydan boya mermi şeridleriyle canavara dönmeleri kaç yıl alacak acaba?

Dikkat ettiniz mi Suriye İç Savaşı'ndan sonra İslam Dünyasında hiçbir şey aynı kalmıyor ve aynı da olmayacak. Politik çıkarları açısından olaya yaklaşanlar, o çıkarları için onu bunu şunu kullandığını sananlar, yaptıklarının ahmakça iç savaşları esnasında osmanlıları kendi elleriyle Rumeli'ne çıkaran Bizanslı Kantakuzenos'un yaptığıyla aynı ahmaklık olduğunu anladıklarında atı alan Osmanlı, Filibe'yi geçmiş olacak.

Ortadoğu artık bir Mad Max filmi platosu. Filme uygun olarak -rimeyki o kadar boktan olmuş ki feministik propaganda diye satmaya uğraştılar- çölün her yerinde meşruiyeti silahından menkul güç merkezleri teşekkül etti. Daha önce devletlerin elindeki silah ve şiddet tekeli 200-300 kişilik yüzlerce örgütün elinde ve normalde asla ulaşamayacakları silahlara kavuşup normalde asla öğrenemeyecekleri silah bilgilerini tamamlıyorlar. Bu thunderdome süvarileri sadece batı'nın psikopat tutunamayanlarından oluşmuyor. Doğuda devlet zulmünden sıtkı sıyrılmışlar da var. Uygurlar da var.

Bangır bangır bağırdıklarında dünyada kimse onları duymadı ve şimdi de onların ama IŞİD, ama El Nusra lafına karınları tok. Çin, korkusu gerçeğe dönmesin diye onlarca yıldır uyguladığı baskıların bedelini korkusunu kendi eliyle gerçeğe dönüştürerek ödüyor, ödeyecek. Yakında elde pala kalabalıklara saldıran silah garibi uygurların yerini dişine kadar silahlı mücahidler alacak. Çin ne yapacağını o kadar bilmiyor ki bildiği tek şeyi yapıyor. Elde bulunan ahaliyi korkutarak bir tür dehşet dengesi kurmaya uğraşıyor.

20.yy başında o bölgenin tek bir adı vardı: Türkistan. Çin tarafına Doğu, Rus tarafına Batı Türkistan denilirdi. Çarlık Rusyasının muazzam türkoloji mirasının üzerine konan Bolşevikler bu coğrafi bütünlüğü kendi idealarına tehdit olarak gördükleri için etnik ayrımı önemsemeden kendilerine müslüman diyip geçen bu insanlardan ayrı coğrafyalar ve ayrı milletler yaratmaya giriştiler: Özbek, Kırgız, Kazak vs...Doğu Türkistandakilere de tarihi kökenlerine istinaden Uygur dediler. Kendilerini Hui müslümanlarından ayırmak isteyen o bölge entelleri bunu hemen benimsedi. Şimdi gün döndü ve bölgede birileri kendilerini parça parça uluslara bölen bolşeviklere inat islamı baz alarak türkistan adı ile tekrar tekleşiyorlar.


Eskiden:

Bir 

İki



Büyük Oyun Sahne 28

Tüm bu Uygur heştek kasmaları esnasında en çok güldüklerim büyük oyuncu akpistler oldu. Malum muhalif bir şekilde osursanız bile -osurmanın muhalifcesi nasıl olur diye sormayın koskoca milli iradeden iyi bilemeyiz-  büyük oyun'u koklama yetenekleri olan insanlar bunlar. Gezi'den bu yana Mariana Çukuru'nun bile bir dibi vardır ama insan aptallığının yoktur şiarı ile yüzlerce büyük oyun teşhis edip engelleyen üstadlarımız en ön cepheye piyade yazılıp yaylım halde heştek yağdırıyorlar kahpe çinlilere. 

Tabi akla yığınla soru geliyor: Bu kadar Uygur ellerini kollarını sallayarak Kuzey Suriye'ye bu kadar kolayca nasıl varabildi? Reyislerinin üye olalım dediği Şangay Postmodern Totaliterler Kulübü'nün yer aldığı ülkeye bu pervasızca akın neden? Ebedi reyisleri Rusya-Çin aksına yaslanarak Orgeneral Tuncer'in düşünü gerçekleştirmeye çalışırken bu büyük ülkenin de düşman olmasını amaçlayan bir kontrbüyük oyun mu sergileniyor acaba? Böyle bişi olsa büyük oyun üstadları böyle bir oyuna düşmezdi herhalde.  





















28 yorum:

Adsız dedi ki...

Şef nerdesin ama özledik ya......

ebedi olur dedi ki...

sertap erener dördüncü evliliğini yaptı...helal olsun yurovizyonun tezenesi...

Adsız dedi ki...

müthüş olmuş gene müthüş

ebedi olur dedi ki...

ceren yine çok güzel yazmış :///

Adsız dedi ki...

toharlar ve yüeçilerden bahsetmeyerek bu iki kadim halkı ötekileştirdiniz,
etnikmerkezciliğin batağına saplandınız

ayrıca Tuğrul bey ve laiklik soruma hala cevap vermediniz.

ebedi olur dedi ki...

köymen adında ultra türkislamcı bir selçuklu tarihi profu vardı. kitapları ttk dan çıktı. o selçuklu sultanları-halifeler mücadelesini batı ortaçağındaki papalar-imparatorlar mücadelesine benzetir ve uzun uzun anlatır. meraklıysan ona bak derim.

Kenan Kemal dedi ki...

Şef'im eline sağlık. Uzun ve keyifli yazılamışsın. Alakasız olacak da şu islamcı şaşırışı buraya bırakayım. (başka nerden ulaşçaz sana başgan)
Seversin sen umuyorum: http://islamianaliz.com/haber/ayetullah-hamaneyin-sairlere-verdigi-iftara-katilan-huseyin-akin-yasadigi-saskinliklari-yazdi-21493

Adsız dedi ki...

şefim yüreğine sağlık yine zurnayı milletin ağzına ağzına öttürmüşsün.
Bu arada her yazıyı allayıp pullayan Çorumlu alawite bireyin allahsız kominis çine taş gelince ölü taklidi yapması ^^

ebedi olur dedi ki...

ulan hem zurnacılara hayran oluyorsunuz hem de erdoğan niye böyle diyorsunuz ^^

o çorumlu geçenlerde baas a dair fikirlerimi birinci ağızdan dinledi yazıya dökerim diye düşük siluet takılıyo :)

ebedi olur dedi ki...

kemal kenan, hamaney yarım kan azeri olduğu için her daim ortaçağ türk hükümdarlarına özgü şeyleri sevmesiyle meşhurdur :)

Kenan Kemal dedi ki...

abi, o dünyanın rahat, sen-ben gibi arkadaşlarla beraber (henüz yüz yüze gelmedik, umarım olur) sohbet ortamı içinde geçen poet ortamını zaman dışı mı değerlendirmeli mesela? bu er kişiler günlük/sosyal alanda bu mudur? İran nedir, ne görüyorsun gelecek dünyasından? Şahsen Orta Doğu da belirleyici gücü yegane bu kavmi gördüğüm için soruyorum. Teşekkürler.

ebedi olur dedi ki...

iran ortadoğuda belirleyici değil ki rejim tüm hatlarıyla savunma halinde. pek kimsenin dikkatini çekmiyor ama 2008 seçimlerindeki muhalif adaylar hala ev hapsinde. hala onları serbest bırakacak kadar kendini emin hissetmiyor.

yakkuli dedi ki...

mad max beyenmeyen defolsunnnn!

siempre dedi ki...

abi ben yorum yapmıştım, farklı yazıya mı yaptım acaba ya, cevab vermedin

ebedi olur dedi ki...

@yakkuli muazzam bir yorum. konyalı bir arkadaş edinmiş gibi seksli hissettim sağolasın kardeşim.

ebedi olur dedi ki...

@siempre tufan demek ki gugıl

a) alevilerin yorumlarını göstermiyor
b) troçkistleri sansürlüyor
c) çorumluları kaale almıyor

gugıl ın dünyayı daha iyi bir yer haline getirmeye çalıştığı kuşkusuz...

Adsız dedi ki...

bin yıllık yolculuk serisini besinci defa tekrar okudum. az okuyan birisi olduğumdan da olabilir tabi ama şu internet dünyasında daha iyi bir şey okumadım. ne kadar teşekkür etsem az olur. her okuyuşumda serinin onuncu yazısının hazır olduğu hissine kapılıyorum. ancak neredeyse 2 senedir yayınlamıyorsunuz. en azından ne zaman yayınlanacağını söyleseniz göktanrı sizden razı olur.

ebedi olur dedi ki...

iki sene önce hıdrellez günü yayınlayacaktım hesapta ama bir türlü içime sinecek şekilde noktalayamıyorum zira dağılmadan sonuna gelemiyorum. en son geçen hafta yunus emre'de boğulup şehid oldum (İNŞALLAH) :p

Adsız dedi ki...

Sultanahmet'teki lokantaya ilaveten bir de Şehzadebaşı'nda vakıf binamız var. Oğuz-Karluk kardeştir, ayrım yapan kalleştir. Başarılarınızın devamını dilerim. Sümer Mahallesi Doğu Türkistan Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Bşk. Şerif Faysal Yıldırım

ebedi olur dedi ki...

Doğrudur Faysal Bey. Gözlerini mandalla sıkıştırmış epey bir acan derneğinize sızmaya uğraşıyor aman dikkat.

ebedi olur dedi ki...

fikri takip: görüldüğü üzre lider höt diyince tüm akpist kitle zöt dedi ve sustu. o yaylım ateş uygur heştekleri kubbede osuruk sadası oldu. sürekli başkalarını büyük oyunu göremeyecek kadar akıllı olmamakla itham edenler başka bir aklın seslenişiyle susarak kendilerindeki aklın sıkma ve sokma akıl olduğunu gururla ilan etmiş oldular.

Adsız dedi ki...

Usta bir şey sorcam. Doğu Türkistan'daki Uygurların antik Uygurlarla isim benzerliği dışında bi bağının olmadığını biliyorsun degil mi

Adsız dedi ki...

I

ebedi olur dedi ki...

dediğini anlıyorum ama bu kadar kesin konuşmak da tersinden aynı derecede temelsiz değil mi? atayurddan o havzaya göçen "antik" uygurlar tarihte topluca katledildiklerine dair bir kayıt olmadığına göre niye o etnisitenin bir parçası olmasınlar.

huzeyd dedi ki...

Usta kesin bildiğimiz bazı ieyler var. Mesela linguistik farklılıklar. Zaten "Uygur" diasporası aktivistlerinden herhangi biriyle konuşur ya da yazdıklarını okursanız Türkistanın melez bir kavmi olduğunu söylerler. Tıpkı Özbekler vs gibi. Coğrafi olarak da çoğu Batı Türkistandan göçme ya da akraba

ebedi olur dedi ki...

melez olmayan türki kavim zaten yok. tanım gereği melez hepsi. sartlara, türkistanda şehirde oturan köyde oturan ayrımına filan girilirse hiç çıkılmaz.

Adsız dedi ki...

Ad hominem dolu, bayağı bir boş yazı.

ebedi olur dedi ki...

ad hominem hiçbi sikim üretemeyen ekşicilerin icat ettiği bir hastalıktır. acil şifaslar dilerim.