6 Mart 2015 Cuma

İsmet İnönü Ve On İki Ada'nın Turizmdeki Önemi...Yuniversiti Of Süleyman Şah Yayınları

Çörçil, Çanakkale 1915'i asla unutmadı. Bu yenilgiyi kişisel aldı. O kadar kişisel aldı ki savaşın sonunda kazanmış olmalarını ve donanmalarının İstanbul'a demir atmalarını bile umursamadı. İkinci Cihan Harbi Balkanlara sıçrayıp talih müttefiklere dönmeye başladıktan sonra hep kendi emrinde gerçekleşecek bir harekatla zafer kazanmayı ve o kişisel yenilgisini telafi etmeyi hayal etti. Malum egoistlik olmadan deha olmuyomuş ya napcan.

1943 Eylül'ünde İtalya teslim olduğunda o fırsatın ayağına geldiğini savladı. Balkanlardan başlatılacak bir harekatla zafer kazanacak ve utancı da sona erecekti. Hatta bu işte kendisine bizatihi o zamanki düşmanları yardım edecekti. Bu yüzden bir kere daha İsmet'in kapıyı çaldı. Almanlar zaten bitik haldeydi. Türkiye Alamanya'ya karşı savaşa girse kolayca kazanıverecekti. Muhatabı allahsız kitapsız olduğundan ilk cumayı Sofya Fethiye Camiinde kılmayı hayal etmedi ve ona basit bir soru sordu: Diyelim ki savaşa girdik ve diyelim ki olur ya ilk başta mağlup olduk. Doğudan bizi kurtarmaya bir devlet gelirse siz bizi o devletten kurtarır mısınız?

Çörçil...cevab veremedi, tilki tilki güldü geçti. Hayalini tek başına gerçekleştirmeye girişti ve İngilizler Ekim 1943'te On İki Ada'ya asker çıkardı. Sadece bir ay sonra, almanlara esir düşmeyen ingilizler savaş gemileriyle güç bela geri kaçıyordu. İsmet haklı çıkmış ve o bitik almanlar türkten çok daha kuvvetli olan ingilizleri bile o an için yenmişti.

Şimdi İsmet'i korkak ilan edenlerin, On İki Ada'yı almadı diye sövüp duranların doğum yerlerine baktığımda O'na gerçekten çok kızıyorum. Çünkü o zaman öyle düşünmek yerine evet deseydi ve tıpkı düşündüğü gibi ilk yenilgiler üzerine doğudaki devlet bizi kurtarmaya gelseydi, şimdi ona sövüp duranların çoğu bir kominis devlette doğup büyümüş ve "reel sosyalizm"in çöküşü sonrasında birleştikleri biz batıdakilerin sürekli aşağıladığı sözde eşit vatandaşlarımız olmuş olacaktı. Trabzonluların, rizelilerin, erzurumluların, bayburtluların olmadığı bir Türkiye!! Ülke değil adeta cennet...


Malum; İsmet İnönü, Atatürk'e kıyamayanların veya yasalar ve kültürel şartlanmalar neticesinde gönüllerince sövemeyenlerin günah keçisidir. Onun ölmez eseri cumhuriyetin 3. çeyrek dönem amortisman, faiz ve vergi öncesi kârındaki düşüklüğün hesabının sorulması sözkonusu olduğunda da yetişir imdada. Yani hem batıni hem zahiri ilimler açısından bitmez bir menbaadır Pilli Şef.

Attila İlhan'ından RTE'sine hangi ideolojiden olursa olsun insanlar, sözkonusu İsmet Paşa ise tavırlarının benzeşmesi bundandır. Kurucusuna lafı sokunca eserinin de darmadağın olduğunu bilecek kadar kafan basıyosa zaten mecbursun bunu yapmaya. Önce Atatürk'ün, sonra cumhuriyetin yani bizatihi kendi iktidarlarının darmadağın olacağını anlayınca, hani Ulu Önder'in ikinci parti için memleket şartları henüz stabil değil fethiciim özdeyişinin haklılığını görünce, Bayar ve Menderes'in apar topar çıkardığı meşhur Koruma Kanunu ile korunmayarak bir nev'i taşlanacak şeytan görevi yüklenmiştir O'na. Ve yine Anıtkabirdeki sığıntı kabri, tıpkı mahalledeki ezik çocuğu 100 metreden gösteren bir işaret feneri gibi, adeta sizi buna teşvik eder. .

Oysa hemen aşağımızda hani adeta zikirmatikte bir allahuekber tırtlaması daha yaparcasına ölü sayısı telaffuzumuzu 200.000, yok la artık 220.000 diye gönlümüzce bir snuff, bir ölüm pornosu şehveti ve sıfır hisle arttırdığımız Suriye İç Savaşı'na baktığımda artık ilk aklıma gelen o şeytanı hakkınca taşlamak değil bir çeşit sezarın hakkı sezara oluyor. Bir malatyalıyı takdir etmek evet kulağa inanılmaz geliyor ama tıpkı Çörçil'in 1950 seçimleri sonucunda iktidarı bıraktığında yazdığı mektubunda ima ettiği gibi bir diktatörün gönüllüce iktidarını terketmesi meğer muazzam bişiy-miş. Dehasını yere göğe koyamadığımız Ebedi Şef'imiz bir samsun belediyesini bile muhalefete terkedemezken, tüm iktidar.. OMG!

Meğer iktidarı tıpkı Beşar gibi uzun boylu ve doktor olan (fizik mizik ama ünvan var mı var) oğluna terketmek yerine seçimler yoluyla terkedebilmek bu coğrafya için benzeri asla görülmeyecek bir işmiş. Düşünüyorum da eğer Beşar da İsmet olabilseydi ve vakit doldu diyip adım adım ona benzer şekilde ilerleyebilseydi bu iç savaş olmayacaktı. Şimdi haklılığımızı kanıtlayan basit bir istatistiğe dönüşen bu yüzbinlerce insan, çevre ülkelerde mukim kendine şucu bucu süsü vermiş bizlerin orgazmik çığlıkları eşliğinde ölmeyecekti.

Gerçi benimki de laf. Birinin mektup arkadaşı çörçil, ötekine akıl verense 2009'da Halep'te O'nu dinlemeye gelmiş -40 yıldır aynı ailenin diktatörlüğünde idare edilen- garibanlara, bu cehape var ya bu cehape diye muhalefet partisi olgusunun ne kadar kötü bişi olduğunu anlatan bir übermensch.

Hem İsmet'in başına gelenlere bakınca iktidarı kansız terketmenin de bir cezası var galiba. Her ortamda küçük görülmek, alay edilmek, hafifsenmek veya beceriksizin teki gibi görülmek etsetera etsetera. Ama en ağırı; göt kadar türbeyi bile şu veya bu örgüte -devlete bile değil- karşı muhafazaya cesaret edemeyip, ömer seyfettin öyküsündeki kabadayı abi gibi bir gece yarısı sandukayı sırtlayarak kaçanların, koskoca bir dünya savaşıyla cebelleşen adamı son onoko odoyo nosol olomozson yooo diye suçlaması galiba.

Neyse...İsmet İnönü kaymakamı görünce kalkmamış çünkü devlete değil milli iradeye saygılıymış zaaaa xD

Rahmetli Ömer Seyfettin'in Şah Fırat Operasyonunu 100 yıl önceden yazdığı Bilim-Kurgu öyküsü Keramet

12 yorum:

Adsız dedi ki...

Şef'im yeğenlere imtihan olarak senin yazıları okutup, ne anladıklarını soruyorum. Bemce iyi sınav. ^^
Eline sağlık, ARO.

Not: Livia AKILLI olsun, kolektif yaşamı benimsesin. Zaaaa xD

Adsız dedi ki...

Sefim, gönderme yaptığınız bir Samsun belediyesi olayı nedir? Bir de Esad iktidarı kendi eliyle biraksaydi iç savaş çıkmaz mıydı yine de? Bir de twitter' a dönmeyi düşünmüyor musun? :(

Adsız dedi ki...

parti kur gençlik kolları başkanı olalım reyissss!

ebedi olur dedi ki...

@22:45 evet katmanlı yazıda anlaşılmaz yazmada ekolüm :p

ebedi olur dedi ki...

@20:50 1930 serbest fırka olayında ata mızın samsun ziyareti ve muhalif belediye başkanıyla giriştiği fikri tartışmada verdiği demokrasi dersi muazzamdır, gugıllatırsan bulursun.
tivıtırda durduk yere nefretle dolmaktan kendimden tiskindim onu halledene dek dönmem :/

ebedi olur dedi ki...

@00:51 onun yerine hepiniz 10 tl verse şu yeni romacı adam gibi beleşe yaşasam ://

Adsız dedi ki...

Sonunda kısa, mecazsız, metafor kullanmadan yazmışsın şefim. Güzel yazı. Sağol var ol. Ellerinden öperim.

mustantik :))

ebedi olur dedi ki...

musta bir diğeri de metaforlar için övüyor nasıl olacak bu iş böyle :))

Adsız dedi ki...

keyfine göre yaz gitsin şefim. nasıl olsa okuyoruz :)

bu arada nasılsın? sağlığın sıhhatin yerindedir inşallah

mustantik

fabianernst dedi ki...

abi selam , bir şey soracağim. bugüne mütevellit hani reis ve tüm devlet şürekasi ve tarahçisi v.s. " arşivleri açmaya haziriz " diyorlar ya , bunu neye dayarak cesaretli bir biçimde söylüyorlar ? cidden arşivde yıllar süren bir temizlik mi yapılmış ?

ebedi olur dedi ki...

fabian arşivi kim açarsa ne kadar açacağını da o belirler. farzı misal şu defter de olmalı dedin adam sadece yok diyecek olup bitecek. üçüncü bir taraf gözetiminde olmadığı sürece bu yine şark kurnazlığı demek.

Adsız dedi ki...

,ayrıca 12 adalara neyle çıkıp ta alacaktık.Sandallarla mı?
Hele şükür bırısı İsmet Paşnın hakkını verdı.