13 Mart 2014 Perşembe

Roketin Fırlatılışı

7-8 yaşlarındaydım. Uzay dizileri salgını bize yeni ulaşmıştı. Evimin arkasındaki, özal dönemi inşaatlaşma hamlesini bekleyen, bahçeye biriktirdiğim hurda demirleri gömerdim. televizyonda gördüklerim gibi bir uzay aracı yapacaktım biriktirdiğim o hurdalarla. Kaçıp kurtulacaktım. Çocuk kafası işte. İçine doğduğu fakirliği görürken alabildiğine realist, kurtuluş çaresi üretirkense alabildiğine hayalperest. İlkokul defterlerimde yazı çiziyi öğrenelim diye çizdirilen çizgilerden daha çok o uzay gemilerinin resimleri çiziliydi.

Sonra yıllar yıllar geçti ve tesadüfen doğduğum o ülkede, o uzay gemilerini çizmekle yapmakla uğraşmak için gereken bilginin bir boka yaramadığını öğrendim. Kardeşi Mahmud'un yaptırdığı camiyi çalıp ona kendi adını hem de nurlandırarak veren III. Osman'ı bilmek ondan kat be kat daha giderliydi.

Uzay, gemileri, roketleri, yıldızlar uzak bir çocukluk anısına dönüştü. Zaten kurtuluş da yoktu tek başına, kalakaldık. Ama hala sağda solda misal insan sabrını dakkalarla sınırlayıp sabitleyen -tenks marko- yutupta rastladım mı kedi misali ekranın karşısına dikiliveririm.

Roket fırlatılışlarını izlemeye bayılırım mesela. Zihnimizi sınırlayan insan tabiatımızın tahayyül ettirdiğinin tersine roketler vınn diye fırlayıp gitmezler. O adını unuttuğum şeyimin şeyinin şeyi yunanın paradoksuna çakılı kalmak istemem ama gördüğümüz anın yarısının yarısının yarısının yarısının yarısının yarısı kadar zaman geçer önce.

Fırlatma poduna yerleştirilmiş roket kendisini destekleyen kollar sayesinde dimdik durmaktadır. Fırlatma zamanı geldiğinde önce yardımcı motorlar ateşlenir ve etrafını ateşe boğarmış gibi olur roket. Saatlerce sürmüşcesine bir ateş saniyeler içinde parlayıp söner. Nihayet ana motorların ateşleme zamanı gelmiştir. Yavaşça ateşlenir ana motorlar, binlerce derecelik bir cehennem sıcağı yayılmaya başlar fırlatma poduna. Ana motorlar tam itme gücüne doğru taşırken roketi, o zamana dek onu dimdik tutan destek kollarının karar verme zamanı gelir. Ya ayrılacaklardır roketten ve roket sonsuza doğru gidecektir, ya da ayrılmayacaklardır. Ayrılmazlarsa bir ya-ya da ayrımı daha bekler işlemi. Ayrılmazlarsa ya roket fırlatma kollarını da söküp atarak gökyüzüne yükselecektir ya da ayrılamayarak gerisin geriye inip kendini ve etrafını yok edecektir.

Podun üstünde ayrılma kolları ile bunlar olurken aşağıda binlerce dereceye ulaşır sıcaklık. Cehennem yeryüzüne inmiş gibidir ve her ne kadar saniyeler içerisinde olup bitecekse de saatlerce sürüyor gibidir ateş, o yakıcı ateş. O ateş yüzünden zaten roket fırlatılırken etrafında yangına karşı özellikle güçlendirilmiş inorganik materyaller dışında canlı hiçbir şey bulunmaz. Ama eğer o sırada etrafında birileri olsaydı, bu devasa roketin yanında cüce gibi kalır ve ne olup bittiğini göremedikleri için sanki hiç bitmeyecek bir cehennem azabına duçar olduklarını sanabilirlerdi. Hani ne der Kuran, cehennemde küçük bir an bile sonsuzcasınadır.

Fırlarma poduna konmuş bir roket ateşlendikten sonra tek seçeneği vardır: gitmek. Gitmek denilince gitme eylemi sırasında elbette başarısız da olabilir; mesela destek kolları kenetli kalır, fırlatma podundan ayrılamaz roket veya itme gücü onu kazasız belasız uzaklara götürecek kadar itme gücü sağlayamaz. Ama roket bir kere ateşlendikten sonra; o testi, dünya taştır artık. Taş da testiye düşse veyl testiye, testi de taşa düşse veyl testiye, hep veyl testiye. 

O yüzdendir ki bir kere ateşleme düğmesine basıldıktan sonra roketin tek bir seçeneği kalır. Başarılı veya başarısız gitmek. Başarısızlık esnasında kendiyle birlikte tüm fırlatma podunu yok da edebilir ve bu roket ilminin şanındandır. Ondandır roket bir kere ateşlendikten sonra yanına yaklaşanı küle çevirmesi. Çünkü zira seçeneği tektir ateşlendikten sonra yanına yöresine bakmaz.

Ama işte insan sözelci olunca tam anlatamıyor bu her şeyiyle sayılardan mürekkep olayı. O yüzden en doğrusu izlemek. Algımızın bizi hapsettiği saniye hızlılığın ötesine geçip izlemek.



Spinoza der ki; fırlatmanın ortasında roket bilince kavuşsa kendi iradesiyle hareket etiğini düşünüp belki durdurabileceğini sanabilir işlemi. Oysa bir kere ateşlendikten sonra roket, götünün pasyonlarını da yırtsa durduramaz işlemi. 








41 yorum:

Adsız dedi ki...

Şefim yazdığın en 'ağır' yazılardan biri sen bu kadar açık armageddon'un eşiğindeyiz diyorsan vize başvurusu yapmayı düşüneceğiz. chevalier sans peur

ebedi olur dedi ki...

Abi okuyan kendince yorumlamakta elbette hür. Misal ben okuduğumda yazanın armageddon filan kastettiğini görmüyorum :)

Adsız dedi ki...

şef arzumun gizli nesnesini gördüm resmen, içim ürperdi. Bir pranga şaklatır mıyız tatlı şef.

ebedi olur dedi ki...

avansas.com - İçinizi ısıtan içecekler

ezikjakoben dedi ki...

marko'dan sonrasını okumadım

ebedi olur dedi ki...

yazıdaki tenks marko repliği markonun oraya kadar okumasını sağlamak içindi...
fuat avni

Adsız dedi ki...

ya rica ediyorum biri analojiyi açıklasın ben sayısalcıyım :(

Adsız dedi ki...

burada bana mı laf soktunuz?

ebedi olur dedi ki...

nerede? prensip itibariyle marko ile tufandan başkasına laf sokmuyorum.

ebedi olur dedi ki...

ya aslında analojiyi açıklardım ama o zaman insanların hayal ettiklerinin yanında basit kalacak ://

Adsız dedi ki...

ben okudum ilk yorumu yazan adsız gibi vize başvurusu yapılacak bişe görmedim tersine güzel günler göreceğiz gördüm doğru gördüm umarım

Adsız dedi ki...

https://www.youtube.com/watch?v=96FxJkM9wd0

ebedi olur dedi ki...

efendim bu sadece bir blog yazısı. doğruya yanlışa takılmayalım. eğer mutlak görülecek bir şey varsa şu 8 dakkalık muazzam klip bence :)

Adsız dedi ki...

Pardon beyefendi, tesadüfen yazınızı okudum ve merak ettim : '' Son paragrafta 'hareket etiğini' yazmışsınız; bu lapsus-ül azimüşşanınızı Şpinoza beyefendinin 'Etika' adlı romanına çaktığınız selama mı borçluyuz acaba ? ''

Resul Levent Kuru dedi ki...

Abı hıcbır sey anlamadım bu yazıyı da o guzel muzık eslıgınde yazıyorum.

ebedi olur dedi ki...

resul kardeşim yıllar önce bir sözlük selebritisi bir film yorumuma bi sik anlamamışsın diye yorum yapmıştı da burada anlamak zorunlu mu demiştim. burada anlamak zorunlu değil rahat ol keyfine bak.

ebedi olur dedi ki...

muhterem, spinoza nam kişi o kadar tatlı kelam eden biriydi ki kazara cumhuriyetçi olasıyazıyordum ondandır :)

Adsız dedi ki...

şef bey füze kime girecek açıklar mısınız anlayamadım?

ebedi olur dedi ki...

ANLAYANA!! tufan hala markslı avatarıyla görünmedi hasta filan galiba.

Adsız dedi ki...

şef ben ypg'ye katılıp eğitim almaya başlayacağım geç mi kaldık dersin

ebedi olur dedi ki...

ya bu ypgde de pekaka pekeke geyiğine benzer bir telaffuz geyiği yok mu? suriyeli kürtler yetim mi niye onlara ayrımcılık yapılıyor YETHEEEER

Adsız dedi ki...

Osue osur ipe diz.

ezikjakoben dedi ki...

hiç bi soruya cevap verme, sonra her halükarda çıkıp bakın ben demiştim dersin.

ebedi olur dedi ki...

bir üstteki yorum shining pathim bu hususta zati

Adsız dedi ki...

şef senin anlattığın şekli görüntüde izlediğimden daha çok hoşuma gitti. bu da biz sözelcilerin kaderi herhalde.

fatih arslan dedi ki...

Şefim, yazınızdan sonra böyle bir haber çıkması MANİDAR...

http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/25997007.asp

siempre dedi ki...

Abi bugün Marx'ın ölüm yıldönümü, yastayım :P

dün telefondan iki kez yorum yolladım ama gelmedi sanırım

hirondelle dedi ki...

şefim roket olmuş gidiyorsun?

siempre dedi ki...

deneme

ebedi olur dedi ki...

@hirondelle yok abi işe güce vurasım geldi kendimi

ebedi olur dedi ki...

@fatih arslan eller marsına biz tersine :)

ebedi olur dedi ki...

@siempre yok geldi ama ben kamu ile paylaşmak istemediğim için saklıyorum.

Adsız dedi ki...

Sayın Erdoğan da onu tutabileceğini sanan kolları büküp alacak seçimleri biiznillah.

ebedi olur dedi ki...

tebrik ederim gidişini engelleyemeyen roket metaforunda doğruya en çok siz yaklaştınız. hediyeniz postaya verildi.

Adsız dedi ki...

Ya metaforunu siktir et. İlk üç paragrafında benim çocukluğumu anlatmışsın be abi, gözlerim nemlendi. Eline sağlık.

ebedi olur dedi ki...

biz tivinin tam manasıyla formatladığı ilk kuşaktır galiba ve galiba hani ah o seksenler diye gözlerimiz nemli andığımız anılar aynılaştırılma hikayelerimizden ibaret :) sevgiler .

Barkın Karslı dedi ki...

Eline sağlık... Solaris'teki (1970ler yapımı olan) mekiğin fırlatma sahnesini izlemiş miydin? karşılaştırınca ilginç geldi...

ebedi olur dedi ki...

Solaris'e hiç yeni başlarken denk gelmedim. Bizim rusofil mustafa nedimof sayesinde atın öldürülme sahnesinde yaptım tarkovsky ihtisasımı :)

Adsız dedi ki...

şefim, allah, muhammed, ali, pir aşkına yeni bir yazı lütfen artık.

Adsız dedi ki...

Şef 4 ay olmuş, bir şey yazmamışsın. Kızdırıyorsun bizi!! (A. İ. S. B.) AyarİsteyenSolcularBirliği. :((

ebedi olur dedi ki...

kahrolsun nusayri diktatörlüğü yaşasın sünni diktatörlüğü