25 Ocak 2014 Cumartesi

Ya Katil Uşak Değilse

Ortada bir ölü var. Hukuk boylu boyunca uzanıyor görkemli Manor of Turkey Republicimizin ana salonunda. Böyle diyince insanlar haklı olarak düzenle adaleti birbirine karıştırıp ne yani eskiden hukuk var mıydı diyorlar. Oysa bir hukuk sisteminin varolması ile onun adil olup olmaması bambaşka şeyler. Hukuk adına medeniyyet dediğimiz ve amacı insanın varoluşunun anlamsızlığını kamufle etme olan oyunumuzda en baştan beri sistemin devamını sağlayan kilit taşı. Bu kilit taşının kimlerin egemenliğinde olduğu veya adilliği ayrı konu. Aksine bir durum olsaydı insan despotluğunun zirvesi sayılan hitler almanyası veya stalin rusyasında da hukuk olmasına gerek olmazdı. Oysa Hitler bile insanların kaderleri üzerinde hukuken tam hakim olamadığı söylenince Mart 1942'de meşhur yetki kanununu çıkardı, çıkarmak zorunda kaldı. Dedim ya medeniyyet hukuksuz varolamaz since leviathan.

İşte şimdi o medeniyyetimizin olmazsa olmazı hukuk görkemli konağımızın ana salonunda, coşkulu bir partinin en muhteşem anında, boylu boyunca ölü halde yatıyor. Konağın şu anki sahibi ve partiye onun davet ettiği başka hiçbir şekilde bu partiye dahil olamayacaklar -partinin konseptine uygun olarak- gasteci, tivici, müsteşar, bakan, işadamı, danışman, belediye reyizi, mütayit, entel vesaire kılığında oldukları halde cesedin başında durmuş heyecanla tartışıyorlar olayı.

Önce parti en coşkulu anındayken ölünün salonun ortasında belirmesinden şaşırmış, bu da nereden çıktı ya olmuşlardı. Öyle bir coşku ki; milyar dolarlar, bin yıllık imparatorluk hayalleri, Şam'da fetih cuması kılmalar, Hedef 2071ler havalarda uçuyordu. Oysa bir anda konağın pencerelerinden esen soğuk rüzgarla ürperip ölüyü farkettiler ortalarında yatan. Artık o şoku atlattılar ve kendilerini davet eden ev sahibiyle birlikte tüm güçleriyle bağırıyorlar: katil uşak, katilin uşak olmasından başka bir ihtimal yok, evet evet muhakkak katil uşak başka kim işler ki bu cinayeti...

Bakın bakın hukuğun nasıl öldürüldüğünü görüyor musunuz, polis ilgisiz şeyleri ilgili gibi gösterip yasal operasyon kisvesine sokmuş ve hedefteki kişileri de olaya dahil etmiş. Sonra savcılarla ortaklaşa iddianameyi biçimleyip kendi yargıçları üzerinden tutuklayacak. Aynı anda sosyalıyla eskisiyle tüm medyası olmayanı olmuş gibi gösterecekleri bir algı operasyonu ile kişilerin kötü ünlerinden faydalanıp suçlamaları hakikat haline koyacaklar. Yıllar sonra bu suçlamalar düşecek olsa bile olaylar insanların zihninde ilk anda yaratılan imge ile kalacak yer miyiz biz ülen diye yırtınıyorlar. O kadar panik halinde ve o kadar çaresizler ki şecaatlerini arzederken sirkatlerini söylediklerini, konağı ele geçiriş hikayelerini açık ettiklerini farketmiyorlar bile. 

Gerçekten de ilk bakışta şüpheler uşağın üzerinde toplanıyor. Salonun uzak bir köşesinde, tüm bu söylenenleri yapması imkansızmış gibi halsiz ve yaşlı, duruyor uşak. Benim işim sadece "hizmet" diyor inatla. Benim işim sadece hizmet. Gözünde belli belirsiz bir parıltı var. Ama halsizliğine rağmen suçlamaların artışıyla birlikte bir hışım dönüyor konağın sahibine ve yakışıyor mu şimdi bunları söylemek hepimiz oradaydık be diyor, hepiniz oradaydınız be diyor.

Evet ilk bakışta şüpheler uşağın üzerinde toplanıyor ama yine de metodlu ilerlemek lazım. Hukuğun öldüğünü yeni gördük peki gerçekten de yeni mi ölmüştü? Yoksa zaten bayağı bir süredir orada yatıyordu da bize dokunana dek biz mi umursamamıştık? Hem bu ölümden çıkar sağlayan kimlerdi kuzum? Mesela Konağın sahibi bu konağı eski sahiplerinden nasıl ele geçirmişti? Diyelim ki uşak yaptı. Tüm bu ele geçirme boyunca yanı başında olan ve ona "hizmet" eden uşağının yaptıklarını bilmiyor muydu konağın sahibi? Yoksa zaten uşak verilen emirleri mi yerine getiriyordu sadece?

Evet klişeler işe yaradığı için klişedir. De gri hücreleri çalıştırmak lazım mon dieu. Ya katil uşak değilse...














4 yorum:

Adsız dedi ki...

şef seni çok seviyoruz.

ebedi olur dedi ki...

Siz kimsiniz, kimsiniz siz? efkan ala stayla ^^

Adsız dedi ki...

Blogunuzu yeni gordum, dilini çok sevdim ve yazdıklarınızda ciddi okuma istiyor. 2gece uyumadan yarısını okudum yazılarınızın, bir noktada fikrimi söyleme gereği duyuyorum. Hani cumhuriyet çokta cumhur'un malı değil gibi anladım o yüzden monariye tü kaka denilmesine karşısınız. Mesele şu bence dinimizin ilk emri oku dur. Rönesansta bunu söyler. Cocukluğumuzdan beri isla'ın feyzleri anlatılırken Allah la kul arasına kimse giremez diyor. Yine kutsal kitabımız der ki; alimlerden ilminizi paylaştınız mı hesabı sorulmadan sizden hesap sorulmayacaktır der. Yine sizin de kaynak göstererek yazdığınız gibi göçebe türkler cahildi. Ne koydular üstüne klasikleri nelerdir? Gorsel sanat günah zaten.... Rönesans kendi hayaletlerini yarattı, kurbanlarını verdi. Küreselleşme varken ve mn company ler varken, zaten azıcık olan aydınlanma hevesini ne gereği var zaten bir şey değişmeyecek kolaylığına kaçmaları için sizde bir bahane, cümle yaratmayın derim. Nasıl ki siz okumaya devam ediyor ve yazdıklarından anladığım kadarıyla "kefere"kaynakları dahi okumak için bir enerji sarfediyorsunuz... Ignorance is bliss fakat bu çizgiyi aştıktan sonra ona sahip çıkmaz ve başkaları teşvik etmezsem kendime ihanet etmiş olurum. Ne diyorlar Matrix'te hatırlayınız blue pill or red pill.... Niyetim kat'a yargılmak değil, fikrimi paylaştım... Selamlar not: yazık değil mi hünkarlara o kadar adamın günahını al gün yüzü görmeden öl...bahtı kara şehzade doğ, daha bahtı kara sultan ol.....cık cık cık;). Cevap vermek isterseniz nick'im merci

ebedi olur dedi ki...

merci bey, yorum için çok teşekkür ederim. uzun yorumunuzun başında islamın ilk emrinin oku olduğunu söylemişsiniz. ikra'dan anladığım oradaki oku'nun literally oku değil rabbinin mucizelerini tasdik et anlamında oku olduğudur. öyle olunca daha başta ayrılıyor yolumuz ama görüşlerinizi iletmek için gösterdiğiniz emeğe ayrıca tekrar teşekkür ediyorum.