15 Mayıs 2013 Çarşamba

Holosko Artı Bir Miktar Mücahidin

Babıali Baskını ile pik yapan basmacılık hayatı yine Basmacılık yaparken nihayete eren şanı büyük Enver Paşa'mızın cihan harbinin başında verdiği cihad emirleri şöyle başlardı: n. Fırka ile bir miktar x mücahidin. Emrin sonrası ise Sinbad'ın serüvenleriydi. Emrin birinde n. fırka ile bir miktar mücahidin İran'ı, Afganistan'ı geçerek Çin'e Maçin'e varırken, diğerinde n+1. fırka ile bir miktar mücahidin sağa sapıp hind ve sind ellerine varır ve oradaki mazlumları ayaklandırırdı. Daha ötekisinde Hazar'a varır karşı kıyıya sırık üstünde atlar orta asya'ya varırlarken en güneydekiler ingilizi umman'a dek sürerdi. Sinbad'ın yedi denize varması gibi yedi iklime varırdı kağıt üstünde fırkalar ve bir miktar mücahidin.

Yıl 1932. Enver Paşa'nın ölümünden on yıl sonrası. Sovyet işgaline direnen son 19 Basmacı lideri "yüce" sovyet yargısınca idama mahkum ediliyor.

Bir miktar mücahidin kimi kez araplar olurdu, kimi kez kürtler, kimi kez ise çerkesler. Milliyetleri değişse bile sıfatları ve onlara biçilen misyon hiç değişmezdi: Osmanlının yok olan safvetinin yeniden inşasına yardımcı cihad erleri. Hani şimdi akpartiye neoottoman diyoruz ya yanlış bence. İlk neoottoman Enver ve artı bir miktar mücahidini idi. Lenin'in Enver'e duyduğu aşka şaşmamak lazım. O zihnindeki saf ideayı reele taşımak için araç olarak gördü insanları. Yani türk, kürt, arap, çerkes veya bir başkası hiçbiri insan olarak maddi anlam ve değeri dışında bir şey ifade etmedi ona. Bir yüce ideali vardı insanlar için hayal ettiği ve ona varıncaya dek insanların ölmesi üzücü bir gereklilikti.

Erdoğan hiçbir zaman ortadoğuya yüce amacı dışında bakmadı. Onun zihnindeki idea insanların mutlu olmasını sağlayacağına göre bu herkes için iyiydi. O yüzden biz yanlış bu diye götümüzü yırtarken baas diktatörlüğü ile kardeş oldu, Halep'te tek parti diktatörlüğü altında inim inim inleyen insanlara muhalefet partisi cehapeyi şikayet etti. Hala inanamıyorum. Çok değil bir iki sene sonra baas'a karşı sokakları dolduracak insanlara ciddi ciddi muhalefet partisinin gereksizliğini propaganda etti. Çünkü zihnindeki osmanlı hayaline, onun lideri olduğu ortadoğu hayaline, küçük bir çocuk olarak gördüğü B'esad'ın atabegi sıfatıyla biraz daha yaklaşabileceğine inanıyordu. Hatırlanırsa o sıralarda veziri Nizam-ül Mülk de garp mahfillerinde pohpohlanıyordu alabildiğine. Her şey güzel gidiyordu emme tıpkı bizler gibi O ve veziri Nizam-ül Mülk de küçük şehzade B'esad'ın babasından sadece boy değil tilkilik de aldığını anlayamamışlardı.

Galiba Libya Vak'ası haşmetmeaplarına dengelerini yitirten şey oldu. El Cezire sadece 30 saniyelik bir klibi evirip çevirip günlerce yayınlayarak bir mucizeye imza attı orada. Ya bu arada el cezire demişken nerelerde el cezire? İlk başlarda tıpkı libya'da olduğu gibi suriye'de de kitleyi mobilize etmek için arka sokaklarda montaj mitingler imal ederken iş savaşa dönüştükten sonra daha sesi soluğu çıkmaz oldu. Ne bileyim deşifre olmuş mahir kaynak gibi ajitasyon işlerini bırakıp kenarda akil insanlığı filan oynamaya başladı sanki.

El Melik-ül Muazzam ve veziri Nizam-ül Mülk,  tam ortaçağa -hani bizim islamın altın çağı dediğimize- layık biçimde dün müttefik olduklarını bugün satmakta hiçbir ahlaki sakınca görmeyen pragmatistler oldukları için, corç dabılyu buş'un deyişiyle teksaslı at tüccarı zihniyetine sahip oldukları için, libya realitesine göre kendi pusulalarını tekrar tamir ettiler. B'esad'ın ömrü zaten sayılı olduğuna göre bir atabeg gibi genç şehzadeyi yönlendirerek iktidarını kaybetmesini sağlayacak ve bir öncesinde genç şehzadenin atabegi olarak kuracağı hakimiyeti bu kez taçlar dağıtan sıfatıyla kuracaktı. Ama olmadı. Genç, tilki çıktı kendini tilki sananların ağızda peynir karga çıkmasına inat.

Sonrası tam bir komedya. Bir anda haykırmaya başladı Melikimiz ile Nizam-ül Mülkümüz: alevi çıktı alevisiz ://


Mültecilerin ilk gelmeye başladığı zamanı hatırlayan var mı bilmiyorum. Ha mülteci değil onlar aslında misafir biliyorsunuz değil mi? Çünkü iktidarımız hala doğudan mülteci gelmez gelse gelse yüksek garp memleketlerinden gelir fikrine sıkı sıkıya bağlı yasal sorumluluk altına girmemek için. Neyse yığın halindekiler cisr el şugur'da 40-50 suriye güvenlik görevlisi infaz edildiğinde intikam saldırısından korkarak kaçan 10 bin civarında insandı. Ve şimdi kimse hatırlamak istemiyor belki ama Baas Yönetimi ile anlaşılarak alındılar içeriye. 

AKP bir sonraki stepte mültecilerin kendisine kaçmasını teşvik etmeye başladı. Bu teşvikle aynı anda TR-SRY sınırında geceleri ülkeye girmeye çalışan silahlı savaşçılar peydahlandı. Baas güçleri bunları püskürttüğünde türk ordusuna ait cemseler bunları sığındıkları yerlerden toplayıp ikmal ve bakım üslerine taşıyorlardı. Yani AKP de tıpkı Enver gibi bakıyordu işe: Akparti İktidarı sayesinde ortadoğuda elde edilen great nüfuz artı bir miktar mücahidin.

Akparti hiçbir zaman bu zavallıları mülteci olarak görmedi. Teorik olarak görmedi misafir dedi, pratikte ise B'esad karşıtı ordunun lojistik deposu olarak gördü. Hani şimdi işte sen mülteci karşıtı mısın demek moda ya peki mültecileri kendi tarafında savaşmak zorundakiler olarak görmek ne kadar insani?

Yine şimdi zavallı mültecilerin acıları üzerinden yeni bir propaganda atağı başladı. Çünkü Baas propaganda savaşında yendi onları. Ülke içinde zihinleri samanyolutivileştirenlerin misakı milliyi geçeyazarken göt kadar baas'tan ayarın kralını alıp mülteci eteğine sığınmalarında nice hikmet var ya neyse. Bu atakta Özgür Suriye Ordusu'nun komuta merkezinin bizatihi Türkiye içinde kurulduğu, bununla övünülerek verilen beyanlar filan gündeme gelmeyecek hiç. Toyotanın İç Savaş Model pikaplarına doldurulmuş savaşçıların sınırın türkiye tarafındaki güvenlikli bölgelerden saldırıya geçip suriye sınır karakollarını ele geçirdiği propaganda vidyoları, onlara verilen türkçe sufleler filan gündeme gelmeyecek. Kendilerinin bizatihi bu zavallı mültecileri artı bir miktar mücahidin konumuna getirip kullandıkları, yedikleri lokmayı bile sayıp 400 milyon dolar harcadık diye fatura yazdıkları gündeme gelmeyecek.   

Sayın Başbakan'ın sanki ÖSO GenKur Başkanı imiş gibi Şam Savaşı'nı, suriyenin evlatlarının zaferlerini müjdelediği, uçak düşürülünce intikam saikiyle haydi Halep'e saldırın diye emrettiği, ÖSO'nun bu çarıklı kurmayların stratejileri sonucu her iki savaşta da yenilmesi ve iyice dış güçler kuklasına dönüşmesi sonucu Muhalif Cephede kimlerin kuvvetlenmeye başladığı gündeme gelmeyecek. Mültecilerin savaşmak istemediğinde aba altında sopa gösterilerek bir miktar mücahidin olmaya zorlanması gündeme gelmeyecek hiç.

Dün kendi hülyalarını gerçekleştirmek için öyle uygun olduğundan dolayı B'esad'a yanaşan ve aldıkları ödüllerin gazıyla kendilerini Bismarck zannetmeye başlayıp ABD'ye posta koyanların, başarısızlık karşısında havası inmiş top gibi sinip ABD Mahmud Nedimof Paşasına dönüşmeleri, ABD tıpkı Libya'daki gibi saldırsın diye, karadan demedi o tımam mı havadan dedi, dökülen diller, yapılan tertipler gündeme gelmeyecek hiç.

Şimdi zavallı mülteciler modası var. Boydan boya mermi şeritlerine sarınmış kahraman savaşçılar modası geçti çünküm. Hem zaten Oscar Wilde ne demiş: moda o kadar çirkin bişidir ki üç ayda bir değiştirirler emekli annemin mayış bankası gibi keh keh. 

Biz miladi çağ bölüşümüne göre ortaçağ olarak anılan dönemi islamın altın çağı sayarız ya tarih kitaplarında ve ona dayanan eğitim sistemlerinde. Şimdi haldır haldır o altın çağa giriyoruz işte o kitaplarda yazılmayan kısımları da dahil şekilde. Mezhep üzerinden birbirimizi katlettiğimiz; Yavuz'un kestiği alevi kellelerinin İsmail'in kazanda kaynattığı sünni kelleleriyle fitbol oynadığı muhteşem bir altın çağa. Şehirleri içindeki insanlarla birlikte sırf şu veya bu mezhepten diye yaktığımız o muhteşem çağa geri döndük. Ölünün ciğerini yiyen, Nesimi'nin diri diri derisini yüzenden daha bile insanidir aslına bakılırsa. Hem de tek bir gavur askerinin burnu bile kanamadan oldu bu. Moda insanın kendine yakışanı giymesidir isteyen istediği gibi giyinir elbet ama gelip de bana tüm bu olup bitenden hükümetin suçu yokmuş masal okuyacaksan



11 yorum:

siempre dedi ki...

Şah İsmail ile Yavuz denen adamı nasıl bir tutarsın?

ebedi olur dedi ki...

niye? aynı anda iki işi birlikte yapmak kötü bişi mi :/

Adsız dedi ki...

Başgan doğru diyorsun da... Bu işin sonu ne olacak sence? Ben ilk başlarda ihtimal vermiyordum da ikinci bir Enver Paşa figürü ile karşı karşıya mıyız? Çünkü ABD'ye gidiş, Enver Paşamızın Alaman paşalarına "Ölümü görün, şu birlikleri canınızın istediği yerde, mesela Galiçya'da kullanın. Sonra hesaplaşırız" demesinden önceki iklimi çağrıştırıyor.

ebedi olur dedi ki...

2009'da akepenin bu fason cumhuriyeti sıfırlayıp yer almanya yıl sıfır'ın türkiş versiyonuna sebep olacağını düşünüyordum hala aynı noktadayım ben yaşlanmadan olursa en azından ekmek kuyruğunda beklerken çok yorulmam.

Adsız dedi ki...

Başgan rahmetli Ecevit'in nekrofil hali Kılıçdaroğlu diyordum ama görünen oki Ecevit'in nekrofil hali sith lord olmuş da RTE olarla re-enkarne olmuş :S

ebedi olur dedi ki...

komik mi bu???

Adsız dedi ki...

Suriyede zafer şia'nın olacak. Mehdi Şam'dan zuhur edecek. Dünyaya ve dar'ül İslam'a barış şia'nın öncülüğünde gelecek.

Mustantik saygılar sunar

ebedi olur dedi ki...

saygı sunma para sun para ^^

Adsız dedi ki...

En yakın şia camiine gidip Kerbela'dan dolayı nedamet getirip şia olursan belki ^_^

Adsız dedi ki...

abi nekrofil yazmışım, re-enkarne olacaktı :S cahillik paçadan akıyor, kusuruma bakma. Hızlı yazdığım için böyle çıkmış :)

ebedi olur dedi ki...

peki:s okey :)