21 Mart 2013 Perşembe

La İlahe Cumhur

Siyasal düşünce tarihi kitapları monarkın iktidarınının meşruiyetini tanrıdan aldığını iddia ettiğiyle başlarlar ve yavaş yavaş iktidarın kaynağının tanrıdan insanlara geçtiğini anlatıp cumhuriyetle tamamlarlar park turunu. Bir çeşit pozitivist ilerlemeci çizgi inşa ederler zihinlerde. İlk durak monarşi pis kaka, son durak cumhuriyet en bi meşru ve süper. Malum siyaset filminin kötü adamıdır monarşi ve bir kısım jönler güzel halkımızı bu kötü adamdan kurtardıkça tecavüzcü coşkun kahkahalarının yerini seyircinin alkışları alır salonda.

Öylesine rijit bir sorgulanamazlıkla kutsanmıştır ki cumhuriyet/cumhurun iradesi, sorgulamaya kalktığınız anda redbulcu eleman yusyuvarlak dünyaya tepe üstü atlarken dünya düzdür diyen bir skolastik komik olursunuz. Sürekli akla yaptığı atıflara inat, cumhuriyet, durmadan bok attığı monarşide monarkın tanrıdan aldığını iddia ettiği meşruiyeti bizatihi kendisi cumhur adında bir tanrı yaratıp meşruiyeti o tanrıda saklı tutarak var edip bir tür sonsuz teokratik iktidara kavuşur. Allah'ı varlığını bile sorgulayabilirsiniz bayım, ama cumhurun iradesinin varlığını sorgulayamazsınız, nayır nolamaz.

Cumhur cumhuriyetin tanrısı. Ne yazıyor milletin kâbesinde: egemenlik kayıtşız şartsız milletindir. Bu cumhur öyle bir tanrı gibi tanrı ki asla görülmüyor, asla duymuyoruz sesini. Hep aracılar vasıtasıyla konuşuyor, onlar bize bildiriyor cumhurun arzusunun ne olduğunu. Mustafa Kemal'in tayyaresini geceden geceden yeden elif dersim dağlarını bombalarken de cumhur iradesini koymuş oluyor, Hakan Şükür'ü senatör seçtiren şahıs istediğini senatör seçtirdiğinde de cumhur konuşmuş oluyor. Biz hiç duymuyoruz. Ama aracılar öyle diyor. Meşruiyeti hiçbir şekilde tartışılmayan ama kendisi de asla gözükmeyen, buna mukabil iradesinin tecelli ettiği birilerince bize tebliğ edilen sonsuz güç sahibi bir tanrı. Bu vasıfları Muhammed'in tanrısına veya İsa'nın tanrısına versem ahaha saçmalama ya salak mısın sen diyen ateyizlerin bile iradesinin sorgulanamazlığını peşinen kabul ettiği tanrı. Tüm tanrılardan daha güçlü bir tanrı.

Monarşi, cumhuriyet tiranlığının nigehbanlarının tüm iddialarının tersine iktidarı görünür, meşruiyetin somut olarak elde edilmesini zorunlu kılardı. Cumhuriyet ise tam tersine tüm meşruiyetini; hiçbir zaman görülmeyen, tüm gücü elinde tuttuğu varsayılan, yetkisi sonsuz tahayyül edilen, gerçekte somut olarak asla varolmayan bir tanrıya dayıyor. Adına cumhur dediğimiz yeni çağlar tanrısı görünür iktidarı görünmez kılıyor. O yüzdendir ki iktidar monarklar nezdinde görünür ve elle tutulur haldeyken patlak veren ihtilaller, devrimler ve benzeri doğrudan iktidarın meşruiyetine yönelik çıkışmalar, meşruiyetin bu tanrıya devredilmesiyle son bularak yerini bir cumhuriyetçi ile öbür cumhuriyetçi arasındaki dindirik kavgalara bırakır. Tanrı aynı kaldıktan sonra kavga niye?

Göremediğiniz bir tanrıyı tahtından indiremezsiniz, deviremezsiniz. Hele hele seküler bir vahdet-i vücudçu cüş-u huruş içinde kendinizi tanrı sanıyorsanız ki, adının cumhur olması sizi buna inandırmak içindir, mümtaz soysal tertip cumhuriyet muhafızı kesilirsiniz. Sizin adınıza birileri cumhurun elçisi olur ve talimatları kutsal yasa olarak size iletirken sanki emreden sizmiş gibi zevkten gevrek gevrek gülersiniz. Hem de tıpkısının aynısının velayet-i fakih perdesi altında yaşandığı, Ahmedinecad'ın nerdesin mavi gözlüm türküsü eşliğinde mehdi aradığı teokrat İran'ı küçümseyerek.

Hayal kırıklığına mı uğradınız? No problem, felsefi sıçmıklar bunun için var. Bol bol felsefi sıçmıklarda bulunursunuz. Yok işte düzen kendini kitlelere kabul ettiriyormuş da kitleler farkında değilmiş de gerçek islam bu değil/gerçek sosyalizm bu değillerin aynısının tıpkısı falan da filanlar. Oysa gerçek daha yalındır. Cumhuriyetle aynı mindere çıktığınızda, cumhurun iradesini tanrılaştırdığınızda, yapacak bir şey kalmaz. Çünkü göremediğiniz bir tanrıyla savaşamazsınız. Onun elçisi en bi cumhuriyetçiler çıkar meydana ve hep onun adına, hep cumhur adına yine cumhur dedikleri bizim ağzımıza sıçarlar. Tüm raison d'etrelerini monarşinin zalimliğini lanetlemeye borçlu tecelerin, sesecebelerin aynı dolmabahçelerde, aynı kremlinlerde kat be kat daha kanlı ve sistematik katliam makinalarına dönüşmesi bile uyandırmaz bizi. Komik ama bunu cumhur adına yaptıklarına göre kendi kendimizi katleden bizizdir aslında sorgulanamaz kabullerimize göre.

Oysa meşruiyet, hele hele iktidar meşruluğu teolojik önkabullerle oluşmaz asla. Sımsıkı yere basar, insana basar. Aydınlanmacıların kitle eğitimi toplumların zihinlerini rasyonalist süsü verilmiş teolojik safsatalarla iğfal etmediği zamanlarda kimse bu dolmayı yutmazdı. Ama biz artık atalarımızdan o kadar ileri, o kaddar muhteşem düşünsel aşamalara vardık ki etajenerolar bırak vergiyi hayatımıza dair ölümcül kararlar alırken bile gıkımız çıkmıyor. Bikavz cumhuriyet yane sorgulanamaz deli derler durduk yerde.


                                                             
Cumhur'un görünmez tanrısının zavallı kullarına moderen çağlarda ilk kez seslendiği Bastille. Şimdi kerizleri biz cumhuruz yaşasın irademiz citoyen diye kafalayan bırcıvaya operacılar sesleniyor.

9 yorum:

Adsız dedi ki...

Yazilarinizi zevkle takip ediyorum.

Okudugunuz, sevdiginiz kitaplari bizlerle paylasir misiniz, bir post da kitap tavsiyeleri icin atsaniz?

Iyi calismalar

ebedi olur dedi ki...

Çok teşekkür ederim. Kitap tavsiyesi yapmak güç bir iş. İnşallah bir gün.

simon bolivar dedi ki...

aynı minvalde bir yazı ben de yazmıştım ama sizin ki daha eğlenceli olmuş::)

http://betonaliharikalardiyarinda.blogspot.com/2013/03/devrimler-ozgurlukler-ve-anayasa.html

simon bolivar dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
ebedi olur dedi ki...

elinize sağlık gayet doyurucu bir yazı olmuş.

Adsız dedi ki...

Monarşiler aşiret ağalığının büyükçe haliydi. Bu çağda aşiret ağasının söz sahibi olduğu bir çağ yerine herkesin söz söyleme şansının olduğu bir devlet modeline geçildi. Beğenseniz de beğenmesiniz de bu çağa uygundur.

Yönetim açısından insanoğlunun geldiği nokta ve ihtiyacı günümüz için budur.

ebedi olur dedi ki...

amen ama yine de ilerde öğrenmenin ilk şartı olan şüphe biraz olsun içinde filizlenirse sultan ve kamuoyu adlı kitaba biraz göz gezdir derim

Adsız dedi ki...

Felsefi sıçmık!ın kralını yapmışsın .Komik olmuş.

ebedi olur dedi ki...

somut itirazın olmadığına soyut sıçtığına göre 33. dereceden cumhuriyetçi olmalısın ^^