18 Mayıs 2012 Cuma

İdris Naim Şahin'in Çiğnenen Onuru

İdris Naim Şahin; dış politika vizyonunu Komşularla Sıfır Sorun diye deklare edip iflas halindeki Yunanistan ve bir dolarımıza muhtaç Gürcistan hariç tüm komşularla gizli veya açık kavga halinde olan bir dış politika inşa eden Dışişleri Bakanından daha mı başarısız? İdris Naim Şahin, tivıtırdan kıssadan hisse yoluyla insanları irşad eden Su Bakanından daha mı absürd? İdris Naim Şahin'in sözleri, ülkenin refaha kavuşması için ciddi ciddi 19.yy ingilteresinin oliver twistvari çalışma koşullarının reenkarnasyonunu öneren Enerji Bakanınınkilerden daha mı acımasız? İdris Naim Şahin'in günahı ne? Ötekilerden farkı ne?


Düşündüğümde İdris Naim Şahin'in kolayca yüze takılabilen bir maske olması haricinde onu diğerlerinden daha kötü veya daha berbat kılan bir özelliğini göremiyorum. Bir ülkenin kaderine hükmeden insandan ki, her konuşmasında sağa sola atarlanan, bağıran çağıran, öfke krizlerine giren bir liseli ergen düşün ve sonra onun tüm bu söylediklerini yapabilme gücüne sahip olduğunu hayal et, duyduğumuz korku arttıkça daha da sıkı çekiyoruz yüzümüze o maskeyi. Ya böyle yapacağız ya da gerçekle yüzleşeceğiz. Oysa gerçekle yüzleşecek cesaretimiz yok, insanız kardeşim korkuyoruz en doğal olanından.


O yüzdendir ki RTE her geçen gün bir merhale daha ilerledikçe eylemlerinde, biz de biraz daha öfkeleniyoruz İdris Naim Şahin'e. RTE'nin aslında ne olduğunu kabul etmek istemedikçe, adamlarından üstünde konsensüs sağlanmış birine daha da bileniyoruz.


Caligula roma düzeninin temel taşı olan senatörlerin karılarını kerhaneye sermaye yaptıkça, önceki imparatorların zafer farfaralarıyla alay edercesine denizler tanrısı Neptün'e savaş ilan edip ordusuna dalgaları kılıçlatıp sonunda da kendini muzaffer ilan ettikçe, önce oh eski köhne düzen yıkılıyor sananlar gibiyiz. Yavaş yavaş köhne düzenin yıkılmasından ziyade kendini düzenle bir gören, sırf biricik kızına saygısızlık yaptılar diye devlet tiyatrolarını yok etmeyi kafasına koyan ve ilk fırsatta da yapan/yapabilen bir liderin - bağıran çağıran şehir tiyatrolarıydı ama o her zamanki kurnazlığıyla hemen devlet tiyatrolarını aldı hedefine- denetimsiz gücünün düzen haline geldiğini görüyoruz. Özgürlük dediğimiz şey onun dudaklarınca belirlenen iki çizginin arası sadece. Ve Caligulaların aslında düzenle ideolojik bir derdinin olmadığını, tarih boyunca gücünü kontrolde zorlanan yüzlerce liderden biri olduğunu anımsıyoruz. Gerisi o bildik çocuk masalı. Tek fark kralın giysilerinde değil sözlerinde hikmet bulma yarışı. Bir de İdris Naim Şahin'in gerçeği altına saklamak için çiğnenen onuru.


Bu arada becerilen işin büyüklüğünü yerli yerince tartarsan eğer;


Hakan Şükür'ü milletvekili seçtiren RTE > Atını senatör seçtiren Caligula



9 yorum:

ezikjakoben dedi ki...

tebrik ederim, harika bir yazı olmuş, inanın soluksuz okudum. size en az 50 hit daha kazandıracaktır bu yazı.

ebedi olur dedi ki...

ülkelere göre sayfa görünümlerine baktım ama georgia'yı kilisede göremedim john???

darth_agnan dedi ki...

Tamamen farklı ve bir o kadar doğru bir bakış açısı. "Hakan Şükür'ü milletvekili seçtiren RTE > Atını senatör seçtiren Caligula" bu kısım ise resmen brutality olmuş :)

ebedi olur dedi ki...

o brutality bölümü bana ait değil bir arkadaştan ödünç aldım izniyle. kendisi sağolsun bir konuşma esnasında gerçi o da hakan şükür'ü seçtirdi demişti :)

Adsız dedi ki...

hakan şükür ile caligula arasında bağ kuran yardırmış.

Adsız dedi ki...

Abartmayın yahu, bunlar AKP'den önce de oluyordu.

Şef FS'ye ne zaman geliyorsun inşallah?

ebedi olur dedi ki...

şu ilk yorumu yazan @ezikjakoben nickli peşkirci dizlerime kapanırsa düşünürüm!!22

Adsız dedi ki...

pek muhterem ebedi olur hocam,

"Hakan Şükür'ü milletvekili seçtiren RTE > Atını senatör seçtiren Caligula"

kısmında ağır anakronizm tespit ettim, efefle karşıladım...

ebedi olur dedi ki...

en sevdiğim karşılama giresun karşılamasıdır size de tavsiye derim efenim

http://www.youtube.com/watch?v=cXdWobDQbe4