29 Nisan 2012 Pazar

Turkish Groundhog Day: Asla Bitmeyen 29 Mayıs


Bir şehir olarak Paris'te beni en çok etkileyen şey Eyfel Kulesi oldu... Demeyeceğim elbette. Paris'te bir şehir olarak beni en çok şaşırtan şey o şehir gerçekten sizin olsaydı nasıl olurdu onu görmek oldu. Bir şehir düşünün ki en merkezi yerinde dönümlerce boş arazi olsun ve kimsenin aklına buralara rezidans, avm veya benzeri bir tesis dikmek gelmesin. Gel de fransızların dallamalığına bir kere daha iman etme.

Evet inanması çok güç ama aynen böyle yapmışlar. Misal Tulieres Sarayı yanmış, yıkılmış ve ondan boşalan alanı imara açıp binalar dikmek yerine bahçe yapmışlar. Eyfel Kulesini kondurmuşlar boğaz köprüsüne karşı çıkanların fransız versiyonu istemezükcülere rağmen ama Eyfel, Paris'in hatta Fransa'nın simgesi haline geldiğinde etrafındaki Mars Bahçelerini eyfel görür değerli manzara diye pazarlamak gelmemiş. Oysa biz o meşhur 31 Mart irticasının merkez üslerinden taksim kışlasını yıktıktan sonra önce bağ bahçe yapacağız demişken sonra daha değerli olduğunu farkedip hilton, orduevi ve bilumum bina ile doldurmuştuk. 

Ülke liderleri bildiğim kadarıyla ülkelerini pazarlamakla mükellefler kaldı ki sözkonusu olan fransız politikacıları ise, meşhur oldukları iki husus vardır: ilki metresleri ki, ülkeyi yönetirler çoğu kez, ikincisi ise sermaye sahipleri ile girdikleri akçalı ilişkiler. Öyle namusları ile meşhur değillerdir yani. Ama Dassault'tan yediği önünde yemediği arkasında olması ile meşhur Sarkozy'nin aklına bile valla biz bu yeşil alanların daha çoğunu yapacağız deyip Paris'in merkezini ranta açmak gelmiyor, gelemiyor.

Gerçekten de aynı günlerde pazarlamadan sorumlu liderimiz Sayın Erdoğan yine bir yerlerde Galataport, Haydarpaşaport gibi devasa projelerin nasıl engellendiğini, kendilerinin bu engellemelerden yılmayacağını ve muhakkak gerçekleştireceğini müjdeliyordu.

Ne tuhaf. 29 Mayıs 1453'ten bu yana nerden baksan yaklaşık 560 yıl geçti ama hala o günü yaşıyoruz biz türkler İstanbul'a baktıkça. Malum şehir vire ile teslim olmazsa şer'an 3 gün yağma hakkı vardır. Ancak Konstantiniyye o kadar fakir haldeymiş ki Fatih bunu tek günle sınırlamış derler. İşte biz hala o yağmanın serbest olduğu 29 Mayıs 1453 gününü yaşıyoruz her gün yeniden. Recep Tayyip Erdoğan şehire arzuladığı yağma hakkına bileğinin gücüyle kavuşmuş bir yeniçeri gibi bakıyor ve acaba neresi kaldı yağmalanmadık rant çıkarabileceğim diyor. Tıpkı ondan önceki türk idarecileri gibi. Yıllar geçiyor, politikacılar değişiyor, bir türk idarecinin yerini bir başka türk idareci alıyor ama gün değişmiyor. Şehir hâlâ bizim değil, hâlâ ilk fetih günündeyiz. Sözkonusu istanbul ise bize her gün turkish groundhog day, sen yağmalanacak yeni bir şey var mı ondan haber ver.

11 yorum:

Adsız dedi ki...

fotoğraf hojjj

ebedi olur dedi ki...

evet eyfel güzel bir kule. iyi tramplenden atlanır.

Latif Yenidoğan dedi ki...

Rivayet çok, kimisi de 3 günlük yağmanın ardından, Fatih'in şerri adete izin verdiği için (3 gün) pişman olduğunu yazar, yanlış hatırlamıyorsam, İlbertus Ortaylıgil böyle yazıyor bunu.

Bu arda fotoğrafta görünen kişi sizseniz şefim, bioya ek yapıyorum:

Bastille kadar jakoben, Versailles kadar monarşist. (Eyfel kadar ihtiyar) :)

ebedi olur dedi ki...

teşekkür ederim ama streytim gey değilim ^.^

Latif Yenidoğan dedi ki...

:))sadasdaskjl öyle bir anlam çıkmasın hepimiz streytiz :)

Adsız dedi ki...

eyfelin altında bir büfe ayarlayabilsek ne para vururuz

ebedi olur dedi ki...

noldu dana işinde sorun mu var?

Adsız dedi ki...

merkeze avmler, yüksek binalar dikmek yasak. ne alakası var fransızların dallamalığıyla.

Adsız dedi ki...

Su akarken öylece bakmayan insanı yeşil boksineğine benzetiyorum bir hayli. Bir boşluk yaratsak/bulsak da şeyapsak diye.

Adsız dedi ki...

Buradaki üslubunuzu Perihan Mağden'e benzettim.Yazıya da katıldım. Ama gülmekten demeyeceğim tabii ki hakikaten.

ebedi olur dedi ki...

yazdıysanız bozun lütfen. ben de sizi allah'a benzettim ödeştik ^.^