12 Mart 2012 Pazartesi

Nuri Conker Ve Bir Mektup

Nuri Conker Atatürk'ün çocukluk arkadaşıdır. Sıradan bir çocukluk arkadaşı da değildir. Vikipedide de görüleceği üzere ona hayatında kemal diye hitap edebilen eşi hariç tek kişidir. Senli benli konuşma hürriyeti olan da tek kişidir. Öyle ki bir akşam yemeğinde yeter senin bu kadar cumhurbaşkanlığı yaptığın sıra bende diyebilecek yüz göz olma hürriyeti vardır. Yine Saffet Arıkan'la birlikte 1921 yılında silah almak üzere gittikleri almanya'da 150 bin lira parayı -iş bankası 3 yıl sonra 250 bin keş para ile kuruldu unutulmasın- borsada batırdıkları halde korunmuştur Atatürk tarafından ve 1937 yılında öldüğünde Atatürk annesinin ölümünden bile fazla üzülmüştür bu ölüme.

Mahmut Soydan, siirt mebusu ve iş bankası idareciler meclisi başkanı, ihtimal Atatürk'ün direktifiyle bir çeşit Ulus gastesi istanbul versiyonunu kurmak için İstanbul'a gider ve Milliyet gastesini kurar. Gastede Millici imzasıyla 1920-1921 arasında aldığı notları yayınlamaya başlar. İş Bankası yayınları kurucu başkan olduğu için olsa gerek bu notları kitap halinde basmış. Notlarda ahım şahım bişi yok. Ama niyet o olmasa da ilginç bir tartışmayı kışkırtması ile önemli notlar.

Soydan, Erzurum'da 1920 yılında yaşanmış bir hususa dair notunda Kazım Karabekir'i suçlayan ifadeler kullanır -işin aslı haklıdır da- ve kıyamet kopar. Kazım Karabekir peşpeşe mektuplar yazar, onun mektuplarına başkaları yanıt verir ve olay Kazım Karabekir tek siz hepiniz ekseninde Kurtuluş Savaşını Karabekir mi başlattı Atatürk mü başlattıya döner ki bu tartışma başlı başına paha biçilmez. Her ne kadar yedi mektup sürdükten sonra sona erdirilse de değerli. Çünkü bu mektuplar sayesinde Karabekir'in elinde görevli bulunduğu sırada elde ettiği evraklardan birer kopya bulunduğu ve bunları bir kitap halinde basacağı anlaşılır. Bugün bakıldığında bunun o meşhur kitap imha operasyonunun tetikleyicisi olduğu söylenebilir.

İşte bu yanıtlar esnasında bir yanıt da nuri conker yazar. Conker, Karabekir'in sınıf arkadaşıdır onu iyi tanır, Atatürk'ün çocukluk arkadaşıdır onu da tanır. Öyle olunca harikulade bir kemal-kazım karşılaştırması çıkar ortaya. Bu itiraz mektubu aslında niye Mustafa Kemal'in Ulu Önder olduğunun bir başkasının olamadığının yalın bir ifadesidir. Zira mektuptaki üslup da senli benlidir. Mektubun yayınlandığı sayfaları baştan buraya yazmaya mecalim yok ama jpeg halini ekliyorum.