5 Eylül 2011 Pazartesi

Topal İsmail Hakkı Paşa

22.10.2010 16:27

   ülkemizde karahummaya benzer bir `ecevit virüsü` mevcuttur. kişinin kendi dürüstlüğü üzerinden kutsanmasından, etrafındaki maiyyetinin sanki onun sayesinde o vurgunları yapmadığının sanılmasından mütevellit bir virüs. yani adını yazsak entariyi göre girebilir kılacağımız kayserili kılıklı sanki ecevit'e rağmen yapmaktadır onca işi. işte enver paşa konusunda da bu virüs etkilidir. herkes paşanın dillere destan dürüstlüğünü bilir. herkes savaş esnasında yaşanan ihtikâr ve vurgunu da bilir. ama ikisini birbiriyle ilişkili kılamaz çünkü virüsle enfekte olmuştur.

   birinci dünya savaşında istanbul halkı ciddi azap çekti. kocası yemenden galiçyaya bir dağ başında kaybolmuş gitmiş nice islam kadını surdibinde açlıktan kendilerini sattı. orospu çocuğu küfrünü bu kadar sevmemiz ondandır belkim. işte topal ismail hakkı paşa o istanbul'da enver'in sağ koluydu. askeriyenin levazım reisi. yani akla gelecek her türlü malzeme; ister gıda olsun isterse silah, onun ellerinden geçer. hal böyle olunca korkunç bir güce ulaşır ismail hakkı paşa. direkt enver'e bağlı olduğu için diğer ittihatçıları da takmaz.

   ittihatçıların komitacılık alışkanlıkları yığınla trajikomik anekdot yaratmıştır. üç paşanın üçü de birbirinden kuşkulanır, üçü de ötekine karşı sırtını sağlama almaya çalışır. işte enver paşa da bu nedenle kendine bağlı bir kaç tabur askeri ismail hakkı kumandasında istanbul'da saklamıştır. hem diğerlerinin kendine karşı darbe yapmasından korkmaktadır hem de kendisi aynı şeyi yapabilir mi onu tartmaktadır. o zamanlar savaşın kaybedileceği kesin gerçek değildi. mesela 1918 yılının başlarında ruslarla barış yapılmıştı ve mart 1918'de alaman topları paris'i dövüyordu gümbür gümbür. yani meşhur geyik, almanlar kazandığı için biz de kazandık olarak gerçeğe dönebilir gözüküyordu. işte öyle günlerden birinde topal ismail hakkı mustafa kemal'e gider ve enver paşa'nın bir darbe ile saltanatı yıkıp cumhuriyet ilan edeceğini destek verip vermeyeceğini sorar. mustafa kemal, enver'in zarf attığını düşünür ve bu karışık ortamda cumhuriyet ilanına imkan yoktur, ama bir gün mutlaka cumhuriyet kurulacaktır diye tam kendi stili bir yanıt verir.

   ismail hakkı, istanbul halkının yokluğun sebebini, hırsızlığın kanıtını sembolleştirdiği bir nefret objesine dönüşür. ona topal şeytan diye ad takarlar. o da halkın bu tavrını doğrulamak istercesine mondros'un ertesi günü, diğerlerinden bile önce, isviçre'ye kaçar. sonra yıllar geçer ve kurtuluş savaşı başlar. her milliyetçi gibi o da savaşa destek vermek ister. ankara'ya telgraf çekerek silah tüccarları ile arasının iyi olduğunu, millicilerin silah bulmasına yardım edebileceğini söyler. milliciler önce sevinirse de hemen akabinde gelen nijeryalı tarzı hesabıma şu kadar para çıkartırsınız telgrafı ile jetonları düşer. anlayacağınız komisyonculuk teklif eder. cihan harbinin topal şeytanı, huylu huyundan vazgeçmez hesabı ölüm kalım savaşından bile kâr elde etmeye çalışır.

Hiç yorum yok: