5 Eylül 2011 Pazartesi

Tarım Reformu Genel Müdürlüğü

28.05.2011 12:40

   gerçekten de önünden geçip giden yolculara kasvetli ve içinde ne yapıldığı belirsiz bir devlet şatosu intibaı veren bu genel müdürlük koca bir cumhuriyet tarihine damga vurmuş bir tartışmayı adıyla taşır bünyesinde.

   bir devrim kabaca ancak ve ancak mülkiyet ilişkilerini değiştirdiği, daha doğrusu bir sınıftan alıp bir başka sınıfa transfer ettiği sürece devrimdir. böyle olunca kemalist devrim denilen olay gayrimüslimlerin mallarına zorla el konulması`:devrim otomatikman mutlak iyi değildir` hariç bırakıldığında gardırop devrimi denilen ufku aşamaz. işte kemalist ittifak içindeki faşizan bürokratlar bir kez bu ufku aşıp `toprak reformu` denilen eylemle mülkiyet ilişkilerini değiştirmeye çalışmışlardır. hiç kuşkusuz amaç iktidar ortakları olan büyük toprak sahiplerinin güç rezervlerini, hazır kıta marabalarını dağıtmak ve onlardan kendileri yanlısı bir kitle devşirmektir.

   işte 1945'te patlayan kavga demokrat parti'nin iktidara gelmesi ile birlikte toprak sahiplerince kazanılmış olsa da bürokratların ütopik toprak reformu olursa her şey hallolacak düşü sona ermemiştir. öyle ki 27 mayısçılarının programının başlıca maddelerinden biri de toprak reformu olmuştur hatta anayasaya dahi girmiştir. toprak sahibi sınıfın temsil ettiği tutucu sağın bürokratik sağın bu hamlesine karşı tepkisi toprak reformunu reddetmek yerine -bu gücü kendilerinde bulamadıkları için- tarım reformunu öne sürmek olmuştur. yani toprak reformu ile tarım reformu birbirine benzer tanımlar gibi görünse de iki ayrı ucu ve onların çeşitli vesilelerle 40 yıl sürmüş büyük kavgasını simgeler.

   çünkü mülkiyet ilişkisinin değiştirilmesini öngören toprak reformunun tersine tarım reformu mülkiyet ilişkisine dokunmadan moderen tarım usullerinin kullanılmasıyla verimin ve kazancın arttırılabileceğini savlar. toprak sahipleri ve onları temsil eden dp-ap geleneği mülkiyeti değiştirmeye gerek yok teknik çalışmalarla hedeflere ulaşılabilirle sulandırır ve bloke eder toprak reformunu.

   toprak reformu altmışlarda gelişmeye başlayan solun elinde klasik sağa karşı sembolik bir mevziye dönüşür. çünkü bürokrat sağın beklentilerinin ötesinde toprak reformu aynı zamanda kürt illerindeki feodalitenin yıkılma aracı olarak sembolleşir. hem anayasa dahi bunu öngörmekte uygulayın ulan olayı da vardır. öyle ki anayasanın öngördüğü reformları gerçekleştirmek önsözüyle iktidara gelen 12 mart rejimin yaptığı işlerden biri de toprak ve tarım reformu müsteşarlığını kurmaktır. bilmeyenler için müsteşarlık bir bakanlıktaki en yüksek idari birimdir ve o konuya verilen önemi gösterir. toprak ve tarım reformu denilerek bir uzlaşma sağlanmış olur. yani her iki tarafın gücü de birbirini yenmeye yetmediği için bir ara çözüm. toprak reformu olsun ama çok olmasın, tarım reformu ile takviye edilsin, ne şiş yansın ne de kebap.

   işte ankara'daki heybetli şato o dönemden mirastır. ama kavga bitmez. zaten sağ bu uzlaşmayı kabul de etmez. toprak reformu müsteşarlığı işlevsiz hale getirilir. toprak reformu denilen şey büyük toprak ağalarının elindeki toprakların satın alınıp topraksız köylüye dağıtılması değil, zaten kamuya ait kimi toprakların üleştirilmesinden ibaret kalır. müsteşarlığın etkinliği kıytırık bir daire başkanlığını geçmez. ancak sembolik değerinden dolayı yine de müsteşarlık diye kalmaya devam eder.

   sonra 12 eylül gelir. zaman eski sembollerin yerine yenilerin konulma zamanıdır. artık moda köylünün gap projesi ile mülkiyet ilişkisi değişmeden nasıl kalkınacağını muştulamaktır. anap önce hayalet müsteşarlığı genel müdürlük seviyesine indirir. sonra sıra öldürücü darbeye gelir. toprak reformu vs tarım reformu kavgasında kimin kazandığını dosta düşmana ilan etmek için genel müdürlüğün ismi tarım reformu genel müdürlüğü olur. genel müdürlük binası ise eski bir savaşa ait anıt olarak durur ankara'da.


Hiç yorum yok: