5 Eylül 2011 Pazartesi

Subhas Chandra Bose

17.10.2010 16:32

   hindistan bağımsızlık hareketi liderlerinden. gandi'yi, nehru'yu herkes bilir ama o pek tanınmaz. kendisi bağımsızlık uğrunda almanlar ve japonlarla işbirliği yapıp ingilizlerle savaşacak kadar radikal olduğu için, o meşhur pasif direniş efsanesine uymadığından göz ardı edilir.

   dağları aşıp afganistan'a git, oradan türkistan'a geç, oradan moskova'ya ulaş. moskova'dan almanya'ya, almanya'dan italya'ya, tekrar almanya'ya. sonra bir denizaltı ile güney afrika'ya umut burnuna git, okyanusun ortasında bir japon denizaltısına geç ve ver elini japonya. japonya'dan burma'ya ülkenin hemen yanıbaşına. hem de bu binlerce kilometrelik yolculukların hepsini koskoca bir dünya savaşının ortasında yap.

   hitler hint savaş esirlerinden bir ordu kurulması projesi önüne geldiğinde ehehe bir hinduya eğer dua çarkı çevirme görevini verirsen dünyanın en iyi askeri olur, bunlar savaştan ne anlar la demiş. kastettiği gandi ve o meşhur pasif direnişleri. gandi'yi herkes sever. hitler de sever, çörçil de sever. o pasif, köle ruhlu hindu steryotipine cuk oturur. bose'yi, boseleri ise kimse sevmez. bu güzel ortamı bozanlardır onlar. bose eğer gandicilik oynamayı tercih etseydi, seçildiği o meşhur kongre partisinin liderlik koltuğunda oturmaya devam eder ve savaştan sonra nehru gibi başbakan seçilip gül gibi geçinip giderdi.

   ama bose pasif direnişin tanrısına karşı çıkmaya cüret etti. ikinci dünya savaşını bağımsızlık için fırsat olarak gördü ve tüm dünyayı bu inançla dolandı. kendi milletini ikinci sınıf gören almanlardan, japonlardan destek almaya çalıştı. ingiltere'ye karşı savaşacak gönüllü birlikleri kurdu. serüveni 1945 ağustos'unda bir uçak kazasında ölmesi ile sona erdi. 1947'de hindistan'ın bağımsızlığını kazanmasına bakıp gandi haklıymış denilebilir. oysa egemenler bose gibi davası uğruna aktif direnenlerin korkusu yüzünden pasif direnenleri tercih etmek zorunda kaldılar, hep kalırlar zaten.

Hiç yorum yok: