5 Eylül 2011 Pazartesi

Silopi Kaymakamı Olacaktım

07.04.2011 12:41

   seksenlerde `anadolu'dan görünüm` programındaki bir bölümün adıydı. yakalanmış veya teslim olmuş bir pkk üyesine doğrultulurdu silah niyetine kuşanılmış kamera ile mikrofon ve niye diye sorulurdu. sade bir "niye"de tüm bu mücadeleler, ölümler, çatışmalar velhasılı kelam koskoca bir iç savaş gizli özne olurdu. sonra ezilen büzülen muhatap; söz vermişlerdi, silopi kaymakamı olacaktım, derdi ve kamerasilahın tetiği düşerdi dan dan kurşun sesi efektleri ile. çünkü bu mücadeleye sadece kandırılmışların, hem de menfaat uğruna kandırılmışların katılacağı bir kere daha onların ağzından ispatlanmış olurdu.

   devlet, tarih boyunca insanlığın yarattığı en büyük menfaat örgütü. materyalist menfaatçilik anlamında kendisinden daha üstünü asla varolmamışken, kendini gizleyip kendisi ile çatışan derme çatma örgütleri menfaatçilikle suçlamasına ve insanların çoğunu buna ikna etmesine, edebilmesine hep hayranlık duymuşumdur.

   aslında gerçekten de belli bir yıla kadar örgüt devlet olmaya özlem duymuştu. silopi kaymakamı olmak istiyorlardı bir yanları ile. `dağdakiler` kitabında gasteciye bir zamanlar ne kadar güçlü olduklarını anlatmak isteyen gerilla komutanı, var ya buralarda devlet gibiydik, diyordu mesela. sonra silopi kaymakamı olmak yerine silopi belediye başkanı olmanın daha doğru olduğunu keşfettiler. şimdi her seferinde atama ile değil bizzat halkın yaptığı seçimle silopi belediye başkanı oluyorlar ilçe ilçe, il il. ama biz fırat'ın batısındakilerin zihninde hala o programdaki aday kaymakam görüntüleriyle kaldılar. komik olan; halkı içermeyen, halktan dışlanmış bir kaymakamlığın sahte cazibesine kapılıp egemenlik sürdüğünü sanan silopi kaymakamları bizleriz artık.

   kimbilir. belki seksen doksan yıl sonra, hani suriye ile vizeler kalkınca, hani herkes böyyük yakınlaşma diye göbek atmaya başladığında, cemal paşanın torununun dedesine soramadığı suriye sorusunu, torunumuz soracak ismi anılmayan bir ülke ile benzeri bir böyyük yakınlaşma haberinin ardından. niye diyecek bize, niye? o soruda arapların taleplerine dair görüşüp anlaşmak yerine, onları kanla boğup şimdi kıytırık bir vize muafiyetine sevindirik olmanın çelişkisi gizli özne olacak. ve biz tıpkı o gundi gibi aynı yanıtı verebileceğiz sadece: `silopi kaymakamı olacaktım`.

Hiç yorum yok: