5 Eylül 2011 Pazartesi

Seyfi Kurtbek

14.05.2011 22:56

   hep iddia ettiğim üzere demokrat parti dönemi sığ sağ siyasetçilerin kefen muhabbetleri eşliğinde yazık edilen bir dönemdir. kaçırılan fırsatların, başımıza açılan dertlerin maddi başlangıçları bu döneme veya bu döneme tepki olarak yapılanlara dayanır. türkiye'nin en büyük sorunu olarak sürekli tekrarlanan askerlerin hadlerini aşması mevzusunun yahud sivil-asker ilişkilerinin bunca lakırdısının yapılmasına rağmen `seyfi kurtbek`'in anılmaması da aynı şekilde o kefenin hamasetinde kaybolmasındandır.

   seyfi kurtbek, aslında ali seyfi ama hep seyfi olarak geçer, kurtuluş savaşı sonrası subayıdır. burası yeri değil ama bu şunun için önemli, balkan-birinci cihan-kurtuluş savaşı derken bitmek bilmeyen savaşlar nedeniyle ülkede haddinden fazla subay istihdam edilmek zorunda kalınmıştır. işte bu savaşlarda tecrübe kazanmış subayların, cumhuriyet yöneticilerinin silah arkadaşları olmalarından da kaynaklı olarak, sayısal çoğunlukları nedeniyle ülke askeri hiyerarşisinde kurdukları egemenlik ve tekel onlarca yıl sürmüştür. kurtbek o dinozorlardan değildir.

   öyle olduğu için belki, kurtbek tek parti diktası taraftarı da değildir. yurtdışında yaptığı görevlerde gerçek dünyayla tanıştığı için, fransa'da ateşemiliterken fransız politik bilimlerinde okur, bir leş halinde olduğunu gördüğü tek parti dönemi türk silahlı kuvvetleri'nin de reforma tabi tutulmasını istemektedir. tek parti ve tsk komuta kademesi aynı harp okulu sınıfından mezun olacak kadar içiçe olduğundan gayesinin gerçekleştirmek için savaş sonrası demokrat parti'nin kurulmasını beklemek zorundadır.

   bayar-menderes ikilisi ile ilk kez 1948 gibi temas kurar, içeriden bilgi aktarır onlara. temel hedefi onları kafalayıp reform planını uygulamaya sokmaktır. çünkü ona göre tsk reforma tabi tutulup tek parti zihniyeti bu kurumdan ayıklanmadan ve askeri idare tam olarak sivil iradenin emri altına girmeden çok partili bir demokrasi mümkün değildir. dp liderleri de ordunun ismet paşa'ya sadakatinin kendilerine darbe yapılmasına dek gidebileceğinden endişelendikleri için kurtbek'i önemserler. öyle ki mart 1950'de ordudan istifa etirip milletvekili seçilmesini sağlarlar. kurtbek ilk kabinede ulaştırma bakanı olur.  halkın artık ismet paşa'nın iktidarda olmadığına ikna olması için ismet paşalı pulların üzerine ay-yıldız bastırmak gibi işler yapmak zorunda kalır.

   kurtbek haziran 1950'de ordu üst yönetiminde yapılan tasfiyeleri hazırlayan ekipte yer alsa bile ancak kasım 1952'de savunma bakanı yapılır. bu iyi seçilmiş bir tarihtir. çünkü türkiye 1952'de nato'ya üye olmuştur ve abdliler birinci dünya savaşından kalmış fosillerce yönetilen bir ordu istememektedir. eski tekel ne modern dünyadan ne de modern harbin gereklerinden anlamamaktadır. düşün, tankların ortalığı kavurduğu bir dönemde ama kışın tanklar hareket edemedi demek ki süvari hala çok möhim, diyen insanlardan bahsediyoruz. sonuçta henüz iki yıl önce albay rütbesinde olan biri şeklen de olsa orgenerallerin başına atanır ve herkes bunun reform amaçlı olduğunu bilmektedir.

   yine bu tarih ordu içinden gelebilecek tepkiler açısından da iyi bir tarihtir. çünkü her biri eski savaşlarda bilmem ne zaferinde pay sahibi üst yönetimin on yıllardır koltukları parsellemesi yüzünden genç subaylar kendilerine her hangi bir kariyer imkanı görememekte ve bunların temizlenmesini arzu etmektedir. seyfi kurtbek çılgın projesini hazırlar. celal bayar ve adnan menderes ile gizlice toplanır ve planı paylaşır da. silahlı kuvvetler sivil idarenin tam bir kontrolünde olacak, hakim savunma bakanı olacak ve eski tek parti artıkları tam bir tasfiyeye tabi tutulacaktır. mesela itibari rütbe kavramı getirilecektir. yani yasa gereği kıdemi anca yüzbaşı olmaya yeten ama yetenekli olan bir subay, itibari olarak albaylığa yükseltilecek ve sırf kıdemi fazla olduğu için o postu işgal eden yetersiz sepetlenecektir. kapsamlı bir reform olacağı için ancak ve ancak tepenin desteğiyle icrası mümkündür.

   kurtbek'in reform planları sızar sızmaz hemen karşı çalışma başlar. buna göre seyfi kurtbek orduyu demokratikleştirmeye değil kendi darbesini hazırlamaya uğraşmaktadır. tasfiye edeceği kadrolar yerine tayin edeceği subaylar ile askeri darbe yapacaktır. yani her zaman olduğu gibi reformcu tasfiye etmek istediklerinin amacına sahip olmakla suçlanır. kurtbek reform için çalışmaya devam eder. hedef 1953 ağustos şurasında üst kadroda temizlik yaparak ilk mesajı vermek ve devam etmektir. 27 temmuz 1953'de telefonu çalar, arayan menderes'dir. sayın vekilim biz bu reformu biraz erteleyelim der. kurtbek mesajı alır. onlar kazanmıştır. aynı akşam savunma bakanlığından istifa eder. ağustos başında gazetelerde şu haber yer alır: kurtbek'in yapacağı söylenen şeyler tahakkuk etmemiştir. komutanlar görevleri başında kalıyor.

   o günlerde menderes ve bayar'ı kimler ikna etti bilmiyorum. ama anlaşılan o ki üst düzey komutanlar menderes hükümetine bilakaydü şart sadakatlarını sunarak kellelerini kurtardılar. yine menderes de üst düzey rütbelilerin kellerini alabilecekken almayıp seyfi kurtbek'i harcayarak ordunun sadakatını ve koşulsuz itaatini sağladığını düşündü. oysa bu ittifakta küçük subaylar, hani kurtbek'in liyakata dayalı bir ilerleme imkanı sağlayacakları, unutulmuştu ve menderes bunu 7 yıl sonra farkettiğinde iş işten geçmişti.

   seyfi kurtbek, çok partili hayatta, hem de hemen başında orduyu siyasi iradenin emrine almaya çalıştı. üstelik vatana ihanetle suçlanamayacak bir sağcıydı. o yenildikten sonra milli savunma bakanının siyasi seçilmiş sıfatıyla orduya hakim olmasının bahsi bile olamazdı, olmadı. ironiktir ki onun gerçekleştirmeye çalıştığı tasfiyeyi yedi yıl sonra darbeci genç subaylar yaptı. üç veteriner albay varken 15 veteriner general bulunan ters dönmüş ordu piramitini düze çevirdiler.

Hiç yorum yok: