5 Eylül 2011 Pazartesi

Şamil Tayyar

11.11.2010 09:39

   geçen televizyonda cumhuriyet bayramı resepsiyonunu izliyorum. standart bir ilerleyiş var. cumhurbaşkanının elini sıkıyorsun, eşinin elini sıkıyorsun ve bir iki kelime konuşup yapmacık gülücüklerle yola devam ediyorsun. tek istisna cumhurbaşkanı veya eşi seni durdurup lafa tutarsa laflıyorsun. ama onlar bunu yapmıyor çünkü geride kuyruk olduğu için alabildiğine hızlı bir şekilde sırayı ilerletmeleri gerek. sonra şamil bey geldi. sırayla elleri sıktı ve tam gitmesi gerekirken döndü nezaketen söylenmiş sözlere bir ağız dolusu yanıt verdi. cumhurbaşkanının gözlerinde zorunlu nezaketin hüznü, onun gözlerinde ise büyük adamları tanıyor olmanın boş gururu vardı ve gül kısa yanıtlarla geçiştirmeye çalıştıkça o kısa yanıtlardan tekrar tekrar paragraflar üretmeye devam etti.

   kendisini çok büyük bir kahraman zannettiği için bunun cumhurbaşkanınca onaylanmasını arzuluyor olabilir. tek bir kelimeye cümlelerce uzunlukta yanıt vermeyi bu anlamda görevi belleyebilir. ama şamil tayyar dostunuz da olsa düşmanınız da olsa -eğer aynı iticilikle donanmamışsanız- sevemediğiniz, sevemeyeceğiniz insanlardan biri. öyle bir iticilik var ki üslubunda, hoyratlığında, gayrinazik davranışlarında, allah bir bile dese allahtan tiksiniyorsunuz. belki özünde iyi biridir ama mide özü hesabı almayayım ben o özü.

Hiç yorum yok: