5 Eylül 2011 Pazartesi

Sabri Uzun

01.04.2011 09:48

   hani kendisi polis ya, merak ediyorum nasıl bir his acaba? avcılıkla geçen bir ömrün sonunda ava dönüşmek nasıl bir his? mesut yılmaz'ın polisleri saldırdığında savunduklarının, elinde büyümüş toramanların, koskoca bir imamın ordusunun peşine düşmesi nasıl bir his? kızgınlık mı duyuyor yoksa pişmanlık mı? bence daha önceki çoğu kurban gibi inanamıyordur olan bitene. inancı kuvvetli olmasına rağmen onun inanç sınırlarının bile ötesinde olup biten.

   daha önce hanefi avcı yazmıştı. şimdi ahmet şık'ın yazdıkları sayesinde tekrar farkediyoruz ki, sabri uzun dokuz canlı bir kediye benziyor. imamın ordusu sadece onu istediği şekilde tasfiye edememiş. sadece onda kafes eylem planları işlememiş. bu ülkede teknik istihbaratı ben kurdum diye böbür böbür böbürlenen avcı bile avlandı ama sabri uzun hala avlanamadı. tek kalmak, her an sana yönelik bir itibarsızlaşma kampanyası patlak vereceğini bilmek nasıl bir his acaba? bütün bu odatv operasyonunda hedef o. kitapları yazdıran şebekenin başı olarak lanse edileceği ortada. imamın ordusu, hani onun geçmişte; ışıkçılar yazmışsınız ama cahiller bunların adı fethullah gülen cemaati, ışıkçılar ayrı bir grup, daha hiç bir bok bilmiyorsunuz tırı vırı ötüyorsunuz, hem dindar olmak niye zararlı olsun ki, diye savunduğu imamın ordusu, sabri uzun/doldu canında dokuzun, demek için bekliyor.

   ahmet şık'ın kaleminden dokuz canlı sabri uzun'un bir can öyküsü:

   "...

   uzun’u haklı çıkaran öngörüsü

   türkbank soruşturmasıyla ilgili asılsız bir suçlama nedeniyle hakkında yürütülen soruşturmada aklanmasından sonra uzun, birilerinin kendisine yönelik bir komplo hazırlamaya çalıştığından kuşkuya düşer. uzun, benzer komplo ve suçlamaların devam edeceği öngörüsüyle emniyet personel daire başkanlığı’na bir dilekçe yazar. uzun, türbank’la ilgili olayı da belirterek hakkında aslısız ihbarları içeren mektuplar gönderilerek kendisi hakkında komplo düzenlenmeye çalışıldığından şüphelendiğini anlattığı dilekçesine daha önce verdiği mal beyanını yenileyerek gönderir. bundan böyle her ay mal beyanını yenileyerek vereceğini de belirtmeyi ihmal etmez. oynanan oyunu fark eden uzun kendisiyle birlikte daha önce suçlanan arkadaşları ismail çalışkan ve emin arslan’ı uyarmayı da ihmal etmez. ancak arslan’ın verdiği yanıt kendisinin çok fazla komplocu düşündüğü ve teşkilat içinden kimsenin böyle kötülükler yapmayacağı olur. arslan’ın bu iyi niyetli yaklaşımı ise ileriki bölümlerde anlatacağımız gibi kendisini cezaevine kadar götürecektir. uzun’un haklı çıktığı öngörüsü ise haberi dahi olmadan yürütülen bir soruşturma sonunda hakkında dava açılmasından da kendisini kurtaracaktır.
   ...

   ifade alınmadan yürütülen soruşturma

   uzun, görevden alındıktan yaklaşık 2 ay sonra 6 haziran 2006’da ankara cumhuriyet başsavcı yardımcısı abdullah ayhan şen tarafından hakkında yürütülen bir tahkikat nedeniyle adliyeye çağrılır. başsavcı yardımcısı uzun’a hakkında bir tevdi evrakı (suç duyurusu) olduğunu söyler. uzun ne ile ilgili olduğunu sorduğunda mal varlığında aşırı ve usulsüz artış tespit edildiği ve bunları haksız biçimde elde ettiğiyle suçlandığını öğrenir. içişleri bakanlığı müfettişlerince bir ihbar mektubuna dayanılarak yürütülen soruşturmanın ardından kaynağı belirsiz mal edindiği gerekçesiyle uzun hakkında cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuştu. suç duyurusuna kaynaklık eden ihbar mektubu ise uzun görevden alınmadan kısa bir süre önce 17 şubat 2006’da gönderilmişti. yani uzun, 5 yıl aradan sonra yeniden karşısına getirilerek ergenekon’la ilgili oldukları öne sürülen 25 generalin adının bulunduğu şemayla ilgili yürütülmek istenen soruşturmaya ikinci kez olumsuz yanıt verdiğinin hemen ertesinde.

   ihbar mektubu hemen işleme konulmuş ve konuyu soruşturmak üzere, hrant dink suikastı sonrasında istanbul emniyetiyle ilgili yürütülen soruşturmada da karşımıza çıkacak olan mülkiye müfettişi mehmet ali özkılıç görevlendirilmiştir. mal varlığı, banka hesapları hakkında geniş ve detaylı bilgiler bulunan suçlamayı içeren bir ihbar mektubu gönderilmesi üzerine mülkiye müfettişi özkılıç tek sözcük ifadesini bile almadığı uzun hakkında idari soruşturma yürütüp suçlu bulmuştur. ancak tüm bu süreçten uzun’un haberi dahi yoktur. müfettiş özkılıç, suç duyurusunda bulunduğu uzun’un zamanında mal bildiriminde bulunmadığını ve bazı mallarının gelirleriyle orantılı olmadığını iddia ediyordu.

  30 bin lira nasıl 90 bin oldu?

   uzun’la ilgili ihbar mektubunda ve düzenlenen soruşturma evrakında birkaç bankayı ve tapu kayıtlarını içeren bilgiler, uzun’un banka hesap numaralarını, çeşitli bankalarda kendi ve eşi adına açılmış hesaplarda büyük meblağlardaki paraların olduğuna ilişkin sıradan birinin bilemeyeceği zenginlikte detaylar içeriyordu. hatta kapanmış bankalardaki hesap numaraları ve bu hesaplardaki para miktarları hakkında abartılı bilgiler vardı. müfettiş özkılılıç’ın raporunda da yer verilen kayıtlarda tahrifat yapılarak banka hesapları, hesaplardaki paraların miktarları birkaç defa yazılarak sanki çok fazla para varmış havası yaratılmıştı. yazılanları kontrol eden uzun, bilgilerin doğru olmadığını bir raporla sunacağını beyan eder. hemen ardından da personel daire başkanlığı’na düzenli olarak verdiği mal beyanlarının dökümü ile hesaplarının bulunduğu banka kayıtlarını savcılığa teslim eder. uzun, savcılığa sunduğu rapor ile müfettiş özkılıç’ın suç duyurusunda yer alanların karşılaştırılması sonunda 30 bin tl’yi 90 bin, 32 bin 800 tl’yi 98 bin 400 ve 8 bin 922 tl’yi de 88 bin tl, 13 bin dolar olan banka hesabının da 18 bin dolar olarak gösterildiği belirlenir. bu belgeli savunma üzerine müfettişlerin “yanlış” rapor düzenlediği ortaya çıkınca ankara cumhuriyet savcılığı sabri uzun’un geliri ile orantısız bir mal varlığı olmadığı gerekçesiyle soruşturma hakkında kovuşturmaya yer olmadığı gerekçesiyle takipsizlik kararı verecekti.

   hanefi avcı’nın kitabında anlatılan bu olayın da kaynağının istihbarat dairesindeki fethullahçı polisler olduğunu iddia ediyordu. uzun’un mal varlığıyla ilgili ihbar mektubunun istihbarat dairesindeki amirler ve/veya onlarla sıkı irtibatlı birileri tarafından yazıldığından şüphesi olmadığını belirten avcı, “çünkü içeriği ancak sabri ağabeye en yakın kişilerin, istihbarat dairesi müdür ve amirlerinin bileceği cinsten şeylerdi. bugün o ihbar mektuplarının istihbarat dairesindeki cemaat yapısının hep birlikte yazdığından şüphe yoktur” diye yazmıştı..."

Hiç yorum yok: