5 Eylül 2011 Pazartesi

Profesyonel Ordu

09.12.2010 11:58

   abd ordusu `vietnam savaşı`'nda yenildikten sonra baştan ayağa muayene oldu bir daha yenilmemek için. her şeyi ama her şeyi kapsayan bir çekap yapıldı. sadece askeri birimler filan değil, kamuoyu bacağı dahil bir çalışma. ve `tradoc`'u, `training and doctrine command`'ı kurdular sonra. şu meşhur çöl ayısı `norman schwarzkopf` yazar anılarında. o tradoc yapıyı, eğitim ve doktrinleri yeniledi. ameriganlar farketti ki birini zorla mcdonaldsda çalıştırırsan isyan ediyordu ama onu mcdonaldsda çalışmaya mecbur bırakacak koşulları yaratırsan ayın elemanı oluyordu. böylece zorunlu askerlikten vaz geçtiler. profesyonel askerlik yeni keşfedilmedi elbet. eskiden de vardı, hatta tarihin çoğu profesyonel orduların savaşlarıyla geçti. ama şimdi ki fransız devrimi sonrası profesyonel ordu.

   fark nerede? eski ordularda üç ay kulesi eğik piza'ya, beş ay onun düşmanı floransa'ya kiralardın emeğini. öyle beton millet sakarya yoktu. gayet işti her iş gibi. oysa bu yeni profesyonel ordular millet soslu, vatan size minnettarlı ve kendi vatandaşından kurulu. yani fransızlara kravatı tanıtan hırvatlar yok bu ordularda. yani bu 200 yılın birikimi olan geliştirilmiş ulus-vatan-öl triosunu dışlamıyor bu ordu ki insanlar evlerinin önüne bayrak asmaya devam etsin ve savaşlarının kutsal bir meşruiyeti olsun. abd ordusu 1983'de grenada’ya http://en.wikipedia.org/wiki/Invasion_of_Grenada  bile sırf yeni ordularını denemek için saldırdı. bakalım oldu mu diye. olmuştu.

  1945 sonrası türk ordusu tarihi elden geldiğince abd ordusunu taklit etme tarihidir. amerikan albaylarının yazdığı değerlendirmelere göre yapılandırdık birliklerimizi. eğitimlerimiz onların field manuel dediği eğitim dökümanlarına göre oldu, o meşhur `fm 31-15` kontrgerilla talimatnamesi bile `st 31-15` olarak bu yüzden aynen kopyalandı. işte abd tradoc'u kurunca biz de gittik `edok`'u kurduk. edok, `eğitim ve doktrin komutanlığı`dır. training and doctrin command'ın kelime kelime transleytidir. ama zorunlu askerlikten vazgeçmedik. çünkü o sırada kürt savaşı patlak verdi. şimdi kürt milliyetçisi diyip kızıyoruz elemanlara ama biz tam on sene kürtler kürt olmadıklarını kabul etsinler diye savaştık. biz olmadıklarını ispatlamaya çalıştıkça onlar da olduklarını ispatlamak için tarihe gömüldüler tıpkı senin hunlara gömülmen gibi vakti zamanında.

   savaşın bu kadar salakça olunca hemen bir sorun çıktı ortaya: bu savaşı halklaştırmak meselesi. yani hayatın boyunca gitmeyeceğin hakkari için, umrunda bile olmayan hakkari için savaşmak meselesi. evet vatan millet güzel şeyler de daha somut bir bağ lazımdı. kan bilir misin dünyanın en iyi yapıştırıcısıdır, yeri geldiğinde capon yapıştırıcısından bile kuvvetli yapıştırır. işte kardeşlerimizi gönderdiler oraya ki ölsünler ve dökülen kanlar bizi bu anlamsız savaşa yapıştırsın. bir kere kan dökülünce her ölen türk yirmi yeni asker daha devşirdi savaşa. milli bir savaş oldu, kan davası oldu, intikam oldu. türk silahlı kuvvetleri istese yıllar önce profesyonel ordu kurabilirdi. hem hamisi abd örneği vardı önünde hem de iş can kaybının azalması ise mantık. ama yapmadı, yapamazdı. zamk niyetine kan lazımdı.

   yüksek rütbeli subaylar veya diğer karar vericiler için eğer kendi çocukları ölmüyorsa bir savaşta, savaş zevkli iştir aga. böyle haritalarda okları sağa sola hareket ettirirsin, telefonda emirler verirsin, herkes böyle hazırolda durur karşında. mesela apo'ya sorsan neyi özledin diye, bekaa'da gerillaların karşımda tören kıtası durmasını der. ölüm yoksa sana değen, savaş çok zevklidir, kahramancadır. `sihirli güneydoğu formülü` sayesinde bunu garantileyip devam ettiler kahramanca mücadeleye.

   geçen hafta 16 yaşında filan bir kız çocuğu trafik kazasında öldü. asker uğurlamasında bindiği minibüs kaza yaptı. başörtülüydü ve omzundan bayrağa sarılmıştı. tıpkı daha önceki tertip terminalde gördüğüm onlarcası gibi. içim terminalde o kızları gördüğüm zamanki gibi cız etti la . o zaman bağırasım gelmişti manyak mısınız lan siz diye. bu ölen kız yolcu ettiği her kimse, işte onun yemin törenine bile giremeyecekti. bunu bilmiyor muydu kızlar, babaları, anaları? biliyorlardı helbet ama işte kan, kan çok güçlü bir yapıştırıcıdır. islamcıları kendilerini birinci tehdit sayan bir kışlaya bile aşık eder. zorunlu askerlik bu aşkı sağladı tüm savaş boyunca.

   artık profesyonel orduya geçilecekmiş. ne tesadüf `kürt yoktur savaşı`nın bitmesiyle girdiğimiz ara dönemin sonuna denk geldi bu iş. hani tam türk stili cephede kazandık ama masada kaybettik olduğumuz kürt yoktur savaşı. o kadar saçma bir savaştı ki her halukârda yenilecektik ve yenildik. `kürt yoktur savaşı` bitti ve `kürt boktur savaşı` başlayacak artık. haşa tüm kürtler değil. `akkürtler` değil, uslu kürtler değil mesela. o aklaşmayan kürtler, bok ki ne bok.

   abd vietnam'da savaş alanından çok evinde yenildi. o kadar uzun sürdü ki savaş bıktı insanlar. bizde de artık savaşın millileşmesine gerek kalmadı, kan yeterince aktı. şimdi mola bitti ikinci raunda giriyoruz ve tam tersine artık dökülen kan zarar verici olmaya başladı. artık dökülen kanımız biz batıdakilerde umutsuzluk ve nihilist bir ne halleri varsa görsünler duygusu uyandırıyor, egemenlerde alarm zilleri çaldırıyor. zira bu gidişat iyi değil. bu gidişat yenilme gidişi ve tam bu anda ama tam tam bu anda profesyonel orduya geçiyoruz. para için savaşan, aynı zamanda bizim çocuğumuz olan profesyoneller savaşacak. usul usul kahraman mehmetçikten sıyırıcaklar zihnimizi ve işini yapan insanlara dönüşecekler bir kaç doz. yine çocuklarımız ama başlarına geleni bilen çocuklarımız olacak. öldüklerinde ise ya profesyonel askerimizin başarısız olduğunu kabul edeceğiz ki yazmaz delükanlının kitabında ya da sesimizi yükseltip daha iyi çalışsana lan diyeceğiz mcdonalds çalışanına. ama her halde de sürdürülebilir olacak savaş.

Hiç yorum yok: