5 Eylül 2011 Pazartesi

Oğuzhan Müftüoğlu

29.03.2011 11:49

   hani en son referandum zamanı tekraren çiğnenen bir 12 eylül 1980 darbesinin izlerinin silinmesi sakızı vardı. genelde esas mevzunun 11 eylül 1980'in izlerinin silinmesi olduğu saklanır insanlardan her nedense. 12 eylülün izlerini silmeye ancak 11 eylülün izlerinin silindiğinden emin olduklarında giriştiler. çünkü 12 eylül, 11 eylül'ü durdurmak için yapılmıştı. büyüdüğüm yer 11 eylülün izleri ile doluydu. evlerin sokağa bakan duvarları hiç duymadığımız kelimelerle doluydu. bizim maalle sağcı maallesi olsa bile en sık gördüğümüz yazı `devrimci yol`'du. gittikçe silikleşti o yazılar ama hep kaldı izleri. ta ki özal dönemi inşaatları için o evler yıkılana dek. o yıkım günlerine dek duvarlarda durdu devrimci yollar, mahirden mamul keleşler filan.

   benim büyüdüğüm yerlerde darbeden beş ay sonra bile 18-20 yaşında devrimci yol gerillaları kırsalda darbecilerle savaşıyormuş. bunu öğrendiğimden beri, darbecilerin en büyük psikolojik harekat başarısı olan, 11 eylülde patlayan silahlar niye 12 eylülde sustular illüzyonuna kapılmam ben. susmadıklarını, susturulduklarını bilirim çünkü. yenildiklerini bilirim. yenilgi olunca haliyle bir sorumlu aranması ve bu sorumlunun liderlik olarak belirlenmesi de şaşırtıcı değil. oğuzhan müftüoğlu da bu bağlamda hep suçlandı, hep suçlanacak. hem de kendi siyaseti dışındaki siyasetler tarafından dahi suçlanacak.

   çünkü 13 eylüldeki yenilgiden haklı olarak o ve lider arkadaşları sorumlu tutuluyor, tutulacak. ancak eğer yenilgiden onu sorumlu tutuyorsak, hatta bunu tüm sola teşmil edip yapıyorsak, o örgütü yarattıkları içinde haklarını vermek lazım sanki. yani sonuca dair sorumluluğu yüklediklerimiz başlangıca dair sorumluluğunda sahibi. 13 eylülde yenilenler 11 eylüldeki şeyi yaratabildikleri için bir teşekkürü hakediyor galiba. nasıl ki devrimci yol lider hataları sonucu yenildi diyorsak, devrimci yol'u yine o liderler yarattı da demeliyiz ve yaratanlardan birine, 1 numaralı sanığa da hakkını teslim etmeliyiz.

   evet `bitmeyen yolculuk` kitabını okudum ben de. anlattıklarından benim algıladığım ikinci adam olması gerekirken birinci adam olmuş biri oldu kitaptan ki, iyisi ve kötüsüyle yolculuğun kaderini etkilediğini düşünüyorum bunun. belge yayınlarından ikinci dünya savaşında kadın gerillalar diye bir kitap okumuştum. ispanya iç savaşında savaşmış ve serbest bırakıldıktan sonra dağ başına inzivaya çekilmiş bir komünist savaşçı vardı. yaptıklarının üzerinden kırk yıl geçtiği halde hala bazı askeri hususları, bunlar sır diye anlatmamıştı. bir de o kadına benzer bir ketumiyet gördüm.

Hiç yorum yok: