5 Eylül 2011 Pazartesi

Kötü Eski İle İyi Yeni Arasında Basın Janusları: Değişim Dönemlerinde Türk Gazetecileri

12.01.2011 10:33

   başvurulmamış yüksek lisansımın yazılmamış tezi. askere gidince yükseğe de gerek kalmadı haliyle.

   duygusal giriş:

   üniversitede okurken keynesu ekber diyip makro iktisattan doksan almaktan filan sıkılınca beyazıt kütüphanesine kaçardım. kız kesmeye giderdim`:yeşil gözlü türbanlı bul beni` amma kesmeye altlık lazım. harf devriminden sonraki gazeteleri okurdum altlık niyetine. olayların o zaman nasıl görüldüğü, nasıl yansıtıldığı gibi normalde hiçbir yarama merhem olmayacak, beş kuruş para kazandırmayacak anti serbest piyasa tırıvırılar. yeşil gözlü hatun iki dakikalık kesintisiz elektrik üretim faaliyetinden sonra hayın arkadaşlarınca çekip götürülünce bir şey dikkatimi çekti. muhammed göz zinasında haklıysa zopalanmam gerekiyordu.

   bilim soğukluğunda gelişme:

   o dönemki basın bir nev'i janus. hem doğdukları geçmişe bakıyorlardı hem de şimdilerine. geçmişe baktıklarında alabildiğine zalim oluyorlardı. her fırsatta saltanata dair küfrün hakaretin bini bir paraydı. oysa şimdiye baktıklarında umut doluydular. gökgözlünün alnına sarı başaklar düşürüyorlardı. kendi içinde yetiştikleri koşulları, onları onlar yapan dönemi itin götüne sokuyorlardı. bu insanlar senin benim gibi donanımsız da değillerdi üstelik. çoğu birden fazla dil biliyordu, evropa görmüşlerdi. ama eski kötü parantezine hapsedilirken yeni iyi iki nokta üstüste yapıldı. janus olarak bakmaya ne sebep oldu acaba.

   oysa hemen hemen hepsi abdülhamit istibdatında doğmuşlardı. nasıl bir körlük onlara hamidyen istibdatın daha az sorunlu olarak yeniden doğuşunu bu kadar çekici kılmıştı. zamanında gizli kapaklı okudukları hürriyet risalelerinde anlatılan tiranlık elle tutulurken niye bunu demokrasi ve özgürlük sanmakta inat etmişlerdi. galiba kutuplarını bir şahsa emanet etmenin çekiciliğine karşı koyamamışlardı. o şahıs her şeyi düşünüyor, onların yapılmaz dediklerini yapıyor ve ve hep halk iradesinden, onun hakim olmasından bahsediyordu. abdülhamid'e yağdırılan tükürükler yeni hamid'in heykellerinin parlatılmasına yarıyordu.

   güncel kılçık:

   kars'ın ucube heykeli nedeniyle januslar bir kez daha  çıktı meydana. 2003'ten bu yana hep meydandalar ya neyse. bir heykeli ucube bulmak ve kaldırılmasını istemekle bir başbakanın bu heykel yıkılsın demesini savunmak arasındaki ayrımı bile görmeden kötü eski, iyi yeni berraklığında parıldadılar. tıpkı ataları gibi ekvator çizgisini şahısa göre çizmekte bir an bile tereddüt göstermeden, aynı kemalist softalıkla üst perdeden alay ederek.

   mesaçlı final:

   oysa ekvator çizgisi kimi kez iklimleri belirler ve siz örneğin demokrasiye göre değil erdoğan'ın yahud kemal'in demokrasisine, şahsa göre çizdiğinizde çizgiyi, iklimi yanlış belirlersiniz. götyıkamaz bir fransızın dediği gibi kimi kez iklimler rejimleri belirler.

   key abstract: kemal, erdogan, eternal sunshine of the spotless fuhrer, democracy, yuh monarchism, yuh kemalism, şevki yılmaz, hasan hüseyin ceylan, doksanlar çok komikti la.

Hiç yorum yok: