5 Eylül 2011 Pazartesi

İştirakçi Hilmi

24.03.2011 12:38

   aleyhine bir sürü lakırdı edilmiş. ne sendika ağalığı kalmış ne de ingiliz ajanı olması. şaşırıyor muyuz? hayır. bu topraklarda muhalifin kaderidir bu. kendisine ilişkin en güzel portre bence bir bırcıva aydınınca, `refik halit karay`'ca çizilmiştir.  bakalım üstad `tanıdıklarım` kitabında nasıl anlatmış ilk elden tanıdığı iştirakçi hilmi'yi. aslında yazı çok daha uzun ve muhakkak tamamı okunmalı ancak copy paste değil bilek olunca üstüne telif diyerek gammazlayacak zerzevatdan bol miktarda bulununca kısmen alıntılamakla yetineceğim:

   " ...evvelki gün`: tahminim 1mayıs 1921`, 1 mayıs, istanbul'da ilk defa olarak amele bayramı yapılmış, şirket ve haliç vapurları, tramvaylar, fabrikalar işlememiş...bunu köyde haber aldığım vakit, kendi kendime: "kim bilir iştirakçi şimdi ne memnundur, etekleri zil çalar!" dedim ve tanıdıklarımın arasında gayesine eren bu yegane adamı ta yüreğimin içinden, samimiyetle tebrik ve takdir ettim.

   on iki senedir o bunu, bugünü, bu 1 mayıs'ın istanbul'da kutlanmasını beklerdi. on iki senedir menfa`:sürgün`, mahbes`:hapis`, müzayaka`:sıkıntı` içinde o buna, bugüne, bu 1 mayıs'ın kutlanmasına çalışmıştı. onun için mesnet, fırka, ikbal, saadet ve gaye bir tek kelime ve bir tek harekette hülasa ediliyordu: bunun, bugünün, bu 1 mayıs'ın memlekette kabul ve temini...işte evvelki gün iştirakçi buna erdi, bugünü gördü, bu 1 mayıs'ı, sevincinden yüreği şişmiş, gözleri parıltılı ve çehresi kırmızı memleketinde, kendi emeğinin ve kendi mukavemetinin tesiriyle ilk defa kutladı.

   ....haliyle, kaliyle belliydi ki gazeteciliğe, fırkacılığa pek can atmakla beraber öyle ilim, edebiyat, siyasiyat, okuma, yazma adamı değildi; meğerse ne yaman iş adamıymış...bunu evvelki gün işlemeyen vapurlar, yürümeyen tramvaylar, bacaları tütmeyen fabrikalarla, menfi bir tazda, herkese, hepimize itirazsız, ispat etti.

   iştirakçiyi siyasi bir facia bana daha iyi tanıtmıştı: ittihatçılar ahmet samim'i vurduğu zaman arkadaşları, muazzez hatırasını ve bu menfur cinayeti halkın dimağına kayıt için bir gazete, bir nüsha çıkarmak arzusuna düşmüşlerdi. bunun içine resimleri, vasiyetnamesi ve bazı makaleleri, mektupları konacaktı. son saatte herkes korktu ve bu gazete fikrinin etrafından kaçıştı. yalnız kıbrıslı şevket ve halit beylerle ben kalmıştım. biz sebat ediyor ve bunu derc edebilecek bir matbaa arıyorduk. bu esnada iştirakçi karşımıza çıktı: "hazırlayın siz yazıları, verin bana, bizim `iştirak` ne güne duruyor, basarız!" dedi ve ilave etti: "cepte metelik kalmadı."

   ...nitekim şevket bey'le iştirakçi hilmi bey tevkif olundu. iştirakçi:

   "hepsini ben yazdım, ben bastım, fail yalnız benim" diye bağırıyordu.

   onun bu kaçıncı hapsi, kaçıncı tevkifiydi...

   ...

   ...polis gelip de: "birazcık karakola gelir misiniz?" der demez iştirakçi: "anladık arkadaş, hele dur, şu bavulu alalım!" der, bavulunu alır ve pek iyi öğrendiği, ezberlediği yollardan kemali vekarla, avrupa seyahatine çıkan bir harp zengini tavır ve edasıyla lakayt geçip zindana girerdi.

   ......ah, muhakkak ki o bir sosyalistti: kırmızı yeleği, ne mahbeste, ne menfada, ne seyahatte hiçbir an, hiçbir mekan göğsünü terketmemişti...

   iştirakçi öyle ittihat ve terakki, hürriyet ve itilaf fırkalarıyla alakadar olmaz, darbe-i hükümetlere, suikastlere iştirak etmez, kendi fırkasından, kendi gayesinden başkasına metelik vermezdi. iki sene sinop'ta münzevi ve sakin kırlarda dolaştı, durdu. her günün siyasiyatiyla alışverişi yoktu. başında kadife kalpağı, göğsünde kırmızı yeleği, eğlence ve keyiflerden uzak, kendi halinde gezer ve hükümetin verdiği 5 kuruş yevmiye ile geçinerek kimseye minnet etmezdi. derken iştirakçiye de, benim gibi, çorum yolu görünmüştü. çorum'da bana daha sık gelir, sobanın karşısına geçer, arzularını, emellerini teşrih ederdi.

   "ah" derdi. "1 mayıs bayramı...onu amele ile beraber ne zaman yapabileceğim!"

   bu esnada bizim bayramlar gelirdi, şeker bayramları, kurban bayramları...onu tebrik edenlere: "arkadaş" derdi. "benim bayramım 1 mayıs'ta...o günü gel de koklaşalım."

   .....derken çorum'dan sürgününü bala kasabasına naklettiler...mütarekeye kadar zannederim, hayatını orada`:bala` geçirdi. hiç şüphesiz bir gün gelip de mayıs bayramını kutlamak hayaliyle.

   işte o gün nihayet geldi; iştirakçi, evvelsi gün işlemeyen vapurlara, tütmeyen bacalara ve depolarında uyuklayan tramvay arabalarına bakarak ve kırlarda mutlu ve güleç dolaşan ameleleri seyrederek 1 mayıs'ı nihayet istediği gibi, kutladı. hem de paskalyaya ve açık havaya tesadüf etmek suretiyle ne şaşaalı bir tarzda!

   masallarda olduğu gibi o muradına erdi, şimdi biz geçelim kerevetine! fakat, `bakalım bu bayramın sonu nasıl gelecek?`... "

   geldi hemide çok fena geldi refik halit karay emmi.

   önce 1922 kasımında iştirakçi hilmi öldürüldü. 1924 yılında ise işgalcilerin bile engelleyemediği işçi bayramının kitlesel kutlamaları özgürlüğü getirenler tarafından yasaklandı. yani hesapta işgalci kötülerin bile yapamadığını iyi kurtarıcılarımız yapmakta beis görmedi.

   ölüm hikayesine gelince; ideolojilerüsütü değişmez bir yazısız devlet kanunudur ki, bu topraklarda muhalif yalnızca bedenen öldürülmez, aynı zamanda ölüsü de aşağılanmaya çalışılır. bunun en kolay yolu ise onu eşcinsellik=cinsi sapıklık denklemi kurarak sapıklık ile itham etmektir. iştirakçi hilmi'yi vuran bana tecavüz etti der, sabahattin ali'nin kafasını taşla ezen bana hallendi der. yahu al şu ergenekonu taze vaka. bunda bile tutuklananlar, bilgisayarında çocuk pornosu var diye sızdırılan haberlerle, yine aynı yöntemin mortemsiz postmodern versiyonu ile lekelenmeye çalışılıyor. kanun hiç değişmiyor.



Hiç yorum yok: