28 Eylül 2011 Çarşamba

Hakan Şükür

İnsan sıklık olayların akışına kaptırıyor kendini. Hele hele bu olaylar tüm yurtta, dış temsilciliklerde ve yavru vatan kıbrıs'ta kutlanan türden olaylarsa bir anda makroların hakimi haline geliyor insan. Mikro bazda bakma yetisi geçici olarak körleşiyor ve o akışın içinde genelle aynı yönde ahkam kesiyor farketmeksizin.

Hakan Şükür bu ülkenin futbol tarihine damga vurmuş isimlerden biri. Hakkında golleri kadar çok tartışmalar yapıldı, yapılıyor. Bir sürü politik fay hattının tam üstünde oturdu, oturuyor. Ama Hakan Şükür diyince benim aklıma bizi bindirdiği dolmuş ve bizim güle oynaya yaptığımız linç geliyor. Tüm toplumca yaptığımız ve sonra da sessizce unuttuğumuz. Öyle ki ne fethullahçılığı, ne borsacılığı, ne de babasının emrinden çıkmaması tartışma dışı kaldığı halde o olay çoktan gömüldü zihinlerimizde. Sanki Doğu Ekspresinde Cinayet romanındaymış gibi elbirliği ile cinayeti unutmayı seçtik.

Şimdi anlatınca inanması zor geliyor ama bütün ülke sırf o istiyor diye 18 yaşında bir kızın sırtına yüklendik O'nunla evlensin diye. Fethullah Gülen'inden Tansu Çiller'ine tam da doksanlar türkiyesine yakışan ucube bir koalisyon; milyonlarca insan, etkili ve yetkili zevat, tüm medya, 18 yaşında bir kıza bu hayat memat meselesi dedik. Hakan Şükür'ün Torino'ya gitmemek için sarıldığı bir ipten Prens Ranier-Grace Kelly aşkı inşa ettik.

Zavallı artık nasıl bir cehenneme düştüyse sadece üç dört ay dayanabildi ve kaçtı bizim onu tıktığımız cehennemden. Biz çoktan Hakan Şükür büyük topçu ama çok duygusal bölümüne geçtiğimiz için macerada artık ilgilenmiyorduk daha bir kaç ay önce Hakan'la evlensin diye dualar ettiğimiz kızın akıbetiyle.

O cinayet gecesi artık unutuldu gitti. Geriye fellini filmlerine benzer kitsch filmi kaldı sadece.


Hakan Şükür şucudur bucudur bilmem, ilgilenmem de. Ama bilirim ve şehadet ederim ki Hakan Şükür, kendisinin teorik infazından dört yıl sonra fiziki ölümü de gerçekleşen bir kadının ardından, hani vakti zamanında aşkım aşkım diye dünyaları yıkmasını bir yana koydum, eski bir tanıdık vasfıyla dahi rahmet dilememiş bir insandır. Değil fethullahçı ashabül kiram olsa ne yazar.

Hiç yorum yok: