5 Eylül 2011 Pazartesi

Georg Elser

01.10.2010 21:25

   tarih kitaplarının çoğu ince ince yapılmış planlar programlarla doludur. işte çok zeki insanlar kafa kafaya verip planlar yapar, uygulayıcılar planı fiiliyata taşır ve bizlere de okuyup vay beee ünlemleriyle takdir etmesi düşer. her şey deterministik tarzda olup bitiyorsa insanın iradesi ne zaman başlar? insan tek başına tarihin akışına nasıl müdahele edebilir veya etmeye çabalayabilir mi? ulusal kahramanlık veya destansı kişiliklerin ötesinde, sadece insan olduğu için, milyonlarca insanın iradesinin tek bir insanda oluşturduğu voltrana karşı koymaya cüret edebilir mi?

   http://en.wikipedia.org/wiki/Georg_Elser  elser bir marangozdu. yüksek eğitim filan almamış sıradan bir işçi ve komünistti. ama kalın kalın teorik nedenlerle değil. alabildiğine basit olarak kendisinin ait olduğu toplumsal sınıfın çıkarlarını en iyi onların savunacağını düşündüğünden. sonra hitler iktidara geldi. elser pek çok alman gibi onun almanya'yı yeni bir savaşa sürükleyeceğinden korktu ama o çoklarının tersine hitler'in kansız zaferleriyle fikrini değiştirmedi. 1938 eylül'ünde avrupa'da yaşayan hemen hemen herkes, hitler'in `südet` sorunu yüzünden yeni bir dünya savaşı çıkartacağına inanıyordu. ingiliz ve fransızlar bu korku yüzünden `münih anlaşması` ile ona teslim oldu. alman genelkurmayı bu korku ile onu devrimeyi planladı. elser ise onu öldürmesi gerektiğine karar verdi.

   kasım 1938'de münih'teydi. hitler'in her 8 kasımda eski `birahane darbesi`ni kutlamak amacıyla söylev verdiği burgerbraukeller'de onu dinledi ve buranın bu iş için uygun olduğuna karar verdi. ertesi gece `kristallnacht`a şahit oldu. daha da kararlıydı artık. hitler ve avanesi ölmeliydi. bir yıl sonra yine münih'e geldi. hedef yine o birahaneydi. hitler'in konuşacağı kürsünün arkasındaki sütunu kazdı ve saatini ayarlayıp bombayı yerleştirdi. o gece münih gökyüzü sisle kaplı olduğu için uçak seferleri yapılamadı. hitler berlin'e trenle döneceği için konuşmasını kısa kesmek zorunda kaldı ve o çıktıktan 13 dakika sonra bomba patladı.

   aynı gece elser isviçre'ye kaçmaya çalışırken yakalandı. ceketinde birahanenin kartpostalları vardı. sonrası gestaponun elinde işkence seansları. temel sorun şuydu. himmler dahil hiçbir ss bunun  tek bir kişinin eylemi olduğuna inanmıyordu. hele hele sıradan bir marangozun, adi bir işçinin bunu planlayıp yapabileceğine ihtimal vermiyorlardı. ona hep başka kim dediler. nihayet ikna olduklarında daha yeni savaşa girmiş bir ülkede o ülkenin bir vatandaşının en yüce führeri öldürmeye çalıştığı gerçeğinin millete nasıl sunulacağı sorunu vardı karşılarında. burada himmler'in pratik zekası devreye girdi. tavukçu hemen müttefiklerin hitler'i öldürmeye çalıştığına dair bir komplo düzenledi.

   elser bir toplama kampına kapatıldı. ama `reichstag yangını` da komünist sempatizanı bir yarı deliye nazilerce çıkarttırıldığı için herkes onun da benzeri bir komplonun parçası olduğunu sandı. yani fikir birliği ettiği muhalifler onu nazilerin adamı sanıyordu. nisan 1945'de almanya'nın düşmesi saat sorunu haline gelince himmler tüm eski hesapları kapatmaya başladı. elser savaş sonrası müttefiklere karşı açılacak dava için saklanıyordu, zafer yoksa ona da gerek yoktu. böylece 9 nisan 1945'de elser de kurşuna dizildi. bu garip marangoz öldürüldüğünde bir ss komplosunun aleti sanılıyordu. öyle ki savaştan sonra yazılan ilk kitapları okursanız öyle yazıldığını görebilirsiniz. ancak çok sonraları gestaponun sorgulama metinleri bulundu. himmler sayfalar boyunca hep aynı şeyi öğrenmeye çalışmıştı. bir şwabya köylüsü, adi bir marangoz, üniversite bile bitirmemiş biri, profesyonel devrimci bile değilken tek başına böyle bir şeye nasıl cesaret edebilir? bir insan tek başına milyonların taptığı bir lideri öldürmeye nasıl cüret edebilir? totaliterizmin bu meşhur şefi bir bireyin yapabileceklerine inanamamıştı.

   detaylı bir makale için


Hiç yorum yok: