5 Eylül 2011 Pazartesi

Fatih-Harbiye

13.01.2011 10:19

  yirmilerde sırf aydınlarımız metafor olarak kullansın diye açtığımız 12 numaralı ve yeşile boyalı tramvayımıza hoşgeldiniz. yeşil boyalı olması taaa ortodoksluk zamanından bu yana fatih'e sinmiş muhafazakar havadan değil aman yanlış olmasın. mesele okuma yazma bilmeyenler renklerden tramvayları ayırıp yanlış hatlarda kaybolmasın. tamvayımız biteviye ring sefer yapar ama çoğu kişi onu tek yöne doğru sanar. o sanma yüzünden kendilerine manevi cihangir pozu vermiş nice kişi, harbiye'den fatih'e, fatih'den harbiye'ye cihanlar fethetme iddiasına dek vardırdı işi. oysa tramvayımız durmaksızın ring döner. kimi zaman dünyaya dokunmak isteyen harbiye'de iner, kimi zaman ise dünyayla başedemeyince fatih'e gider metafizik bulutlara saklanmak isteyenler.

   semtler kabga etmez, insanlar kabga eder. ama fatih ile harbiye kagba ediyor diye oldu nice ömür heder. tek bir dünyada 200 küsür ülkeye ayrılmaktan gocunmadı da insan, iki ayrı semtte iki ayrı dünya olmasına etti isyan. illa ki biri öbüründen daha üstün olmalıydı diye, nice kitaplar yazıldı ona buna hediye. hep aynı terane, batı ile doğu arasındaki açmazları simgeliyor fatih-harbiye. peki niye? sen kendi yetimliğine karşılık milliyetinden, dininden, ideolojinden bir baba devşir diye.

   adam roman yazıyor, fatih'e güzelleme yapıyor, doğu doğu vınn diye gaz veriyor. bak şu işe ki kendi harbiye'de ikâmet ediyor. fatih haklıdır diye, fatih kazanacaktır diye saldır dur cami kürsüsünden, kitap köşesinden harbiye'ye. sonra atla git oraya kokain çekmeye yahut rus düdüklemeye. neriman ister fatih'te ister harbiye'de insin tramvaydan, kaçarı yok ya muhammed'in kadını oluyor ya da bayrağı devralıyor mustafa'dan.

Hiç yorum yok: