5 Eylül 2011 Pazartesi

Emre Uslu

10.10.2010 13:48

   `vikipedi`'de africa yazıp english dilinde aradığınızda gelen sayfanın altlarında bu kıtada mukim ülke isimleri var. rastgele tıklayıp bu ülkelerin tarihlerini okuduğunuzda sıklıkla benzer hikayelere rastlarsınız. 1950lerden 1960lara dek bolca independent yer alır. 1960ların sonlarından itibaren `coup d'etat` ve `civil war` yağmuru başlar. takvim 1990 ertesini gösterirken bir anda bu darbelerin ve iç savaşların hızı kesiliverir. sanki bir anda demokrasi meteoru afrikaya çarpmış, halk hep birlikte çok partili demokrasiyi içselleştirmiş gibidir. oysa yok öyle bir şey. sadece zeitgeist var. zamanın ruhuna teslim olmuş ülkeler o ruh darbeler isterse darbeler yaşar, çok partili demokratik hayat öngörürse demokratikleşir. ha bu ruh düğmeye basan abd veya yahudi değil aman yanlış anlama olmasın.

   derin devlet mefhumunu düşünürken sıklıkla yaptığımız hata onu yekpare hayal etmek ve değişmez yöntemler kullandığını varsaymak. kendine has bir zeitgeist'a sahip olduğunu düşünmüyoruz. oysa nasıl ki devletler zamanın ruhuna uygun olarak bir gün ithal ikameci diğer gün liberal ekonomi yanlısı olursa onların derinleri dediğimiz mekanizmalarda aynı şekilde yöntemlerini dönüştürür. türk derin devleti denince akla ilk gelen kontrgerillanın seksen öncesi devrimcilere karşı yürüttüğü savaş ile seksen sonrası kürt hareketine saldırısı bibirinden ayrı birimlerin ayrı yöntemlerle yaptığı işlerdir mesela. ilkinde lider olan hiram abas ikincisinde görev alamadığı için özal'a yanaşıp bu ikinci operasyona dahil olmak arzusu ile neler neler yaptı ama olamadı mesela. yöntemlerinin vurmak öldürmek ortak paydası bu iki birimin savaşını tek gibi gösterdi bize.

   zihnimizde derin devletle ölüm ayrılmaz ikili olduğu için derin devleti sadece öldüren bir mefhum olarak zihnimize nakşettik. oysa derin devlet toplumun devlet denen mefhum tarafından kontrol edilmesiyse illa ki öldürmesine gerek yok. zeitgeist'ın öldürecek ciddi bir muhalif grup kalmadığında bu kontrol müessesesini sivilleştirmesini, kansızlaştırmasını anlayamıyoruz. derin devlet illa öldürerek varolmak zorunda değil. derin devlet illa bildik manada silahlı kontrgerillaya dayanmak zorunda değil. aslında kendileri de ilan ediyorlar bunu. o meşhur kırmızı kaplı kitap değişiyor diyorlar, devlet güvenlik siyaset belgesi değişiyor diyorlar, o artık ortadan kalktı demiyorlar.

   bu yeni zeitgeist'ta derin devletin nasıl bir şey olduğunu tekrar düşünmemiz gerekiyor. işte emre uslu'nun faydası burada ortaya çıkıyor. o veya önder aytaç gibiler bu yeni derin devleti anlamada rehberimiz bizim. onlar derin devletin olması gerektiği gibi polis derin devleti olması gerektiğini savunanlar. kendisinin ergenekonun yapacağını söylediği tüm eylem ve çalışmalar bizatihi dahil olduğu s.s. derin devleti yeniden yapılandırma konut yapı kooperatifince ifa edilen hizmetlerdir. burada yaptığı sihirbazlık zihnimizdeki derin devlet- vurma kırma öldürme özdeşliğinden faydalanarak bizi derin devletin sadece öyle olabileceğine ikna etmek. o sayede kendilerinin destek verdiği itibarsızlaştırma faaliyetleri, tutukluluğun ceza biçimi olarak kullanılması, açıkça yalan belge imali derin devlet faaliyeti gibi gelmiyor bize. çünkü öldürülen kimse yok ortada.

   emre uslu, şöhret olma meraklısı taşra göçmeni unkapanı ziyaretçisi gibi ünlü olmak için elinden geleni yapıyor. bu yüzden değerli bir insan anlama faaliyetinde. tüm o komplo teorileri, tüm o yarattığı canavar örgütler kendi `taraf`ının yaptıkları. o basitçe kendi tarafını diğer tarafmış gibi anlatıyor sadece. kck'lıları öldürmek yerine hapsetmenin daha faydalı olduğu, solcuları hayali örgüt üyelikleriyle aylar boyunca hapsetmenin normalleştiği moderen timesların derin devletinin savunusunu yapıyor. o moderen timeslarki kontrgerilla gazete sayfalarında pusu kuruyor, yutup klibiyle operasyon örgütlüyor.

Hiç yorum yok: