5 Eylül 2011 Pazartesi

Çin Halk Cumhuriyeti

14.12.2010 12:31

   bill clinton görevden ayrılmadan hemen önce, boşalma arasında bir fırsat yaratıp, çin'in bölünmekten -gerçekten- korktuğunu anlayamamışım demişti. her ne kadar milyarı aşan nüfusu ve devasa görünümü ile ilk bakışta akla gelmese de çin'e dair yapılacak her türlü analiz ilk olarak bu bölünme ve parçalanma korkusunu dikkate almak zorunda. aslında bunu en iyi anlayacak olanlar da benzeri bir bölünme paranoyasını geçmişten hasat edip geleceğe tohumlayan biz türkleriz.

   çin'in bölünme ve parçalanma korkusu iç ve dış kaynaklı. `opium wars` filminde bir sahne vardı. çinli vezirin ingiliz amiraline ırzına geçip rahatlasın ki, elverişli anlaşma koşulları sunsun, diye ikram ettiği genç kız buna dayanamayıp amirali öldürmeye çalışıyor ve başaramayıp vezire iade ediliyordu. vezir kızı emrine karşı geldiği için suda boğdururken kızın seslenişine köylüleri başlarını eğerek karşılık verebiliyordu sadece. neredeyse yüz yıl boyunca çin hem batı hem de doğu tarafından tecavüze uğradı. batılıların yaptıkları yetmiyormuş gibi o bizim çok sevdiğimiz caponlar batılı toplum olur olmaz ilk iş çin'e musallat oldular batı gibi sömürmek için. yüzbinlerce çinli kadın capon ordu kerhanelerinde orospu yapıldı. capon ordusunun yaptığı bir `nanking katliamı` vardır ki hala rekoru kırılamamıştır. çinlilerin isyanları sessizlikte yankılandı. çocukken televizyonda bir film izlemiştim. `boxer isyanı`'nı kahraman batılıların günlerce katil çinlilere karşı şanlı direnişi olarak anlatıyordu örneğin. yani çin'in dış kaynaklı parçalanmaya dair çok sağlam tarihsel dayanakları var.

   yine bir diğer yanlış algı hepsi birbirine benziyor diye veya daha bilimsel olarak %90 küsürünün han kökenli olmasından hareketle çin'i içten parçalanmaz bütün zannetmek. oysa çin içinden parçalanmaya çok yatkın ve alışkın bir ülke. merkezi iktidarların en ufak güçsüzleşmesinde hemen çevrenin neredeyse bağımsız yönetim birimleri oluşturması vakayi adiyeden. 1911 devrimi sonrası kurulan cumhuriyetin sömürücülerle baş edememesi sonucu güçsüzleşmesinden sonra neredeyse 40 yıl çin pek çok `warlord`'un egemenliğinde bölük pörçük bir ülke olarak kaldı. ve bu warlordların sebep olduğu zulümler, aşağılamalar henüz çok taze zihinlerde.

   yani çin hem iç hem de dış kaynaklı bölünme korkusu için kendisinde yeterli tarihsel acı bulunduğuna ve bunun tekrarlanabileceğine inanıyor. öyle olunca da tüm yapısını bunu engellemek için kuruyor. tüm dış politika hamleleri stratejik düzeyde benzeri bir parçalanmaya tekrar uğramamak üzere kurulu. düşünce özgürlüğünü sadece iç parçalanmayı kolaylaştıracak bir batı oyunu olarak görüyor. yani şu meşhur ekonomik eksenin pasifik'e kaymasına siyasi ekseninin kaymasının da eşlik etmesi beklentilerinin zayıf tarafı bu. çin kendisine dair bu kadar korku taşıdığı sürece başkalarına doğru bir siyasi yayılma gerçekleştiremez. bu yayılmaya temel teşkil edecek emperyal bir kültürleri de mevcut değil. sonuçta çin yemeği ile siyasi egemenliğinizi pekişterecek bir kültürel hegemonya kuramazsınız. zaten çin'in müttefikleri de kendi kafasına uygun olarak `içişlerime karışma canımsın ülkeleri`.

Hiç yorum yok: