5 Eylül 2011 Pazartesi

Çamaşır Sırığı

07.02.2011 12:50

   başlığı olmadığına göre bir eski zaman nesnesi haline gelmiş. iki uçlu bir çatala benzerdi. eski maallerde bol miktarda bulunurdu bunlardan. eski binaların teraslarında çamaşır ipleri/telleri olurdu. yüklü miktarda yıkanmış çamaşırlar buraya asılırdı. ancak çamaşırların ıslak ağırlığından ipler yerlere doğru eğildiği ve çamaşırlar kirlendiği için çözüm bir çamaşır sırığı ile ipi yukarıya doğru kaldırmaktı. sırık terasta bir noktaya sabitlenir ve ip yeter miktarda gerginleştirilirdi.

   o teraslar aynı zamanda yemesiz içmesiz ergen kafeteryası olarak da hizmet verirdi. öyle bir gün üç beş yeni yetme toplanmış türk parasının kıymetini koruma kanunu uyarınca çıkarılan 32 nolu tpkk kurul kararının hayatımıza etkilerini tartışırken alabildiğine naif bir aşka şahit olduk. başka bir binanın terasına yerleşik mahallemizin ahu gözlü kızı yine başka bir terasa sotelenmiş maalleden bir arkadaşla ruh dilinde konuşmaya çalışıyor. yaşandığı çağlarda cep telefonu olmadığı için sevişmesiz sonlanan aşkların sayısı kaç milyondur acaba?

   işte o romantik, o saf ve o duygusal paylaşımı farkettiğimizde evrim teorisini niye her seferinde maymun bizim atamızmış ehehe diye anlama nedenimiz bir kere daha açığa çıktı. zira ortaokullu erkek ergenler toplu tepki göstereceklerinde şempanze gibi davranırlar. bir anda kollarımızı aşağıya doğru sarkıtıp hebele hübele diye çığlık atıp zıplamaya başladık. ama bu bile duygularımızı tam olarak ifade edemeyince çamaşır sırığını fallik bir imge olarak kavrayıp ohhhş ahhşlar eşliğinde çatının plastik yükseltisisinde ileri geri hareket ettirmeye başladık. nihayet kumrular içeriye kaçınca çamaşır sırığı bir zafer sancağı olarak terasdaki eski yerini aldı.

Hiç yorum yok: