5 Eylül 2011 Pazartesi

Bohemond

10.04.2011 14:27

   veya bohemund. adı bile tumturaklı. hakkında yazılanlara bakılırsa görünce götümüzün düştüğü iskandinav erkeğinin en nadide numunelerinden biri imiş. sarı saç, uzun boy, kirli sakal. üstüne iyi süvari ve zalım mı zalım bir savaşçı. herhalde allah cık bunlar dahü yetmez demiş ki bir de italya'da doğmuş. yani italyanoluk da var içinde. tabi böyle yüz numero bir erkekte adet olduğu üzere pek kadınla ilgili değil ve de sincan balans ayarı olsun deyu kıt zekalı.

   normanlar biraz türklere benzer. iskandinavyadan çıktıktan sonra vardıkları kıta avrupasında kısa sürede ortama uymuş, katolik cemiyetinin saygın üyeleri haline gelmiş, askeri ve idari becerileri sayesinde sivrilmiş ve kendi beyliklerini kurmuşlar. türklerden daha az sayıda oldukları için bizimkilere benzer geniş imparatorluklar kuramamışlar ama katolik dünyasını domine etmişler. işte italyayı mesken tutan bir grup norman da tıpkı bizim selçuklular gibi gözü bizansa dikmiş. zaten allahın garibi rumları kim görse la bunlar karı gibi biz bunları yeneriz ki diyip uçkuru çözmeye başlamış.

   işte bohemund da babası hırslı robert ile birlikte rum imparatorluğunu fethetmek için 1080 yılında epir dolaylarından saldırıya geçiyor. beş yıl filan savaşmalarına rağmen meşhur bizans restoratörü `aleksios komnenos`, yüz yıl sonra bizans ekonomisinin çökmesine sebep olan imtiyazları venedik'e verme bahasına, sonunda bunları yeniyor. bohemund bizanstan müslümanlardan daha fazla nefret ediyor. bu sonraki yüzyıl bizans-latin ilişkilerini belirleyeceği için önemli.

   babası öldükten sonra taht kardeşine kalınca ne yapsam ne etsem derken fırsat ayağına geliyor: `birinci haçlı seferi`. doğuda kendine ait bir hükümdarlık kurma hevesiyle sefere katılıyor bohemund ve ne tesadüf ki bu sefer sırasında geçeceği topraklar daha on yıl önce kanlı bir savaşa tutuştuğu aleksios'un ülkesi. aleksios sarayında haçlı liderlerini kabul ettiğinde onlardan bir yemin alıyor. haçlılar türkler gelmeden önce bizans'a ait olan yerleri fethettiklerinde roma imparatorluğuna geri verecek ve buna karşılık olarak da bizans onların iaşesini sağlayacak, rehberlik yapacak. bohemund'un o dillere destan yakışıklılığını da bu saray ziyareti esnasında orada bulunan `anna komnena`'nın yazdıklarından biliyoruz.

   anlaşma antakya'da bozuluyor. heraklius'un islam ordularından kaçarken elveda suriye tiradını attığı, beş büyük patriklikten birinin merkezi olan bu şehri ele geçiren haçlılar bizansa geri vermekle vermemek arasında bölünüyor ve bohemund burada kendisine bir prenslik kuruyor. tekrar eski bizans-norman düşmanlığı canlanıyor. ki rumlar bundan sonra haçlı ordularına düşmanca davranırken bohemund ve sonrakiler de avrupa kamuoyunu bizanslılar aleyhine kışkırtmaya başlıyor. sonu 1204 faciası ile bitecek bir süreç start alıyor.

   tarih yazınızımızın etkisiyle çoğu zaman biz haçlıların bizim kat kat fazlamız olduğunu filan sanarız. yani sanki yüzbinlerde silahlı insan bizim üzerimizden geçip gitmiştir. oysa birinci haçlı seferindeki o muazzam silahsız halk yığını bir tarafa bırakıldığında haçlılar hiçbir zaman bizden kalabalık değillerdir. aksine onlar azken biz kalabalığızdır ama bu herhalde islam izzeti nefsimize dokunduğu için tersi anlatılır. haçlı savaşçı sınıfı sadece sayıca az değildir, aynı zamanda cahil cesareti ile de donanmış haldedir. bu malius şövalyelerinin birkaç yüz kişi ile anadoluyu fethe kalktıkları bile vakidir.

   işte 1100 yılında bohemund, hıristiyan dünyasının efsane çocuğu, birkaç yüz asker ile malatya'ya yardıma gider. karşısında islam dünyasının efsanesi danişmend gazi ve binlerce adamı vardır. danişmend gazi bu çılgını affetmez. bohemund hariç tüm ordusunu boğazlar. bohemund en değerli tutsak olarak niksar kalesine konulur. danişmend gazi avrupa feodalitesinin normlarından bihaber olduğu için sadece yenilmez haçlıların kahramanlarından birini yendiği sanmıştır herhalde. gerçi aleksios'un elçileri yıldırım gibi niksar'a varıp bu esiri bize ver kaç para istiyorsan buyur çeki de sen yaz diyince biraz olsun uyanmıştır. ama `1101 yılı haçlı seferi`nde koskoca bir ordu, sırf bohemondumuz kafirlerin elinde böhüü, diye yollarından 180 derece çark edip niksar'a yürümeye başlayınca onun öneminden hiç kuşkusu kalmamıştır. dönem cahillere masallar dönemi olunca binlerce haçlının sapa karadeniz yollarında bohemundu kurtaracaz derken merzifon yakınlarında eşekten düşmüşe dönüp toptan katledilmesi de normal oluyor.

   bohemond nihayet üç yıl sonra zındandan kurtulup italya'ya dönüyor. niyeti hesapta doğuya dönüp intikam almak için ordu toplamak ama yine aynı şey oluyor. rumlara kini galip geliyor ve tıpkı 30 yıl önce olduğu gibi aleksios'un epirus illerine saldırıyor. ancak bu sefer aleksios artık restorasyonu bitirdiği için kolayca yeniyor bohemund'u. götünü öptürerek ben senin lordunum sen benim vassalımsın yemini ettiriyor buna ve karizmasını çiziyor. sonrası italya'da yenik asilzadenin sessiz ölümüne dair tek perdelik bir dram.

   garplılar sadece tüfek, mikrop ve çelikle yayılmadılar dünyaya. onları besleyen öyküler de vardı. işte bohemund ve benzerlerinin anonimleşip destana dönüşen maceraları sonraki serüvencilerin hayal gücünü besleyen öyküler oldu. italya'dan kalkıp tabana kuvvet tüm balkanı geçen, anadoluda adım adım savaşarak ilerleyen ve en sonunda kudüs'e dek varanların öyküleriydi bunlar. sonra dinsel meşruiyetle vaftiz edildi ve mıhteşem zenginliklere kavuştukları yalanları ile soslandı bu öyküler. öbür uzaklara gidenlerin saldırılarına hem meşruiyet hem de ilham oldular. ne acıdır ki geç inşa edilmiş bir ulusun çocukları için geç üretilen benzeri mamçakoğlu cüneyt destanları ise, değişmiş bir çağda ataları gibi gaza edecek kafir bulamayanların elinde sokağa çıkıp farklı mezhepteki komşularını boğazlamalarına yaradı sadece.

   `rum`a imparatorluğu batı roma çöktükten sonra 600 yıl tek ekümenik imparatorluk olarak caka sattı avrupaya. öncekiler gibi bohemund'da nefret etti onlardan. evropalıların belki de şimdi bizim sinirimizi bozan yunanilikleri de oradan. yunanlar onlara yukardan bakan rum imparatorluğu değil de, himmete muhtaç afacan küçükleri olunca onlara koskoca bir şehri yaktıran bizans kinlerini tatmin etmiş oluyorlar.

Hiç yorum yok: