5 Eylül 2011 Pazartesi

Abdülhamid İstibdatının Güncel Yansımaları

14.05.2011 13:39

   zannımca hamidyen istibdat üçlü bir sacayağı üzerinde yükselir. politiksizleştirilmiş(muhalif görüşsüzleştirilmiş) yoğun bir eğitim seferberliği-tüm hayata nüfuz eden sansür-öldürmeyen ama süründüren bir muhalefet baskılaması.

   ilk sacayağı toplumsal kalkınma için geniş bir eğitim seferberliği başlatılması ama bu eğitimde egemen görüş haricinde bir görüşe yaşam hakkı tanınmamasıdır. yani hamidyen istibdat kendi iktidarına eleştiri getirmek yerine vatanı için çalışacak eğitimli gençler ister. bunu sağlamak için de muhalif görüşleri müfredattan süzebildiği kadar süzer.

   ikinci ayak tüm hayata nüfuz eden sansürdür. hani hep sansür işe yaramaz denilir ya, palavradır bu. sansür her zaman işe yarar. çünkü sansürün başarı ölçütü toplumun %100'ünü kapsaması değildir. sistem her zaman belli oranda sızıntıyı öngörür. sansür öz olarak çoğunluğu ürküterek, boyun eğmeyenleri azınlık ve tehlikeli bir kanunsuzlar grubu haline indirger. kelimeleri telaffuz etmek bile suç haline gelir. arzulanan çoraklaşma gayet güzel oluşur. dünya dengesinden, güncel gelişmelerden bihaber salak ittihatçılar şablonu, kaçak göçek yayınlarla fikir sahibi olmalarına sebep olan hamidyen istibdatın doğrudan sonucudur.

   son ayak ise öldürmeyen ama süründüren bir muhalefet baskılaması. işin ironisi bu hep hamidyen istibdatın olumlulanmasında kullanılır. yani meşhur abdülhamidio ad kimseyiöldürmedio argümanı. oysa abdülhamid insanları öldürmez ama hapis ve sürgün yoluyla bir nevi yok eder. sürgün sadece o meşhur fizan sürgünü değildir. avrupaya kaçmak da aynı neticeyi verir. göçmenlik ve ülke ile bağların kopması, mültecilik, o mültecilerin ülke içinde ciddi bir tehlike olmaktan çıkması demektir aynı zamanda. evet hamid han çok vicdanlıdır insanları idam ettirmez ama esas amacı olan muhalefetin bastırılması gayesine vasıl olur.

   ittihatçılar hamid'in "senden nefret ediyorum nefret nefret anlıyor musun" travmasıyla malul çocukları olduğu için -talat paşa'nın hamid'in cenazesinde divanyolu'nun köşesinde çöküp ağlamaya başlaması, babayla kavgalı evladın, ne duygusal bir babaya veda sahnesidir yareppim- şiddete kestiler ve şiddete meyyalliklerini bu mekanizmadaki sürgünü cinayetle değiştirerek gösterdiler. ama sadece ittihatçılar değil tüm 20.yy siyasiyamız hamid'in evlatları. eğitim yoluyla melmeket kalkınması- sansür yoluyla zehirli fikriyatın engellenmesi-istenilen olgunluğu sergilemeyen muhalefetin baskılanması ve zetina dikiş makinası hepimizin rüyası.

   şimdi iktidarda bulunanlar oldum olası hamid'in evladı olmanın, bir nevi ona kendilerini ispatlamanın derdinde oldular. dert bu olunca dermanı da hamidyen istibdatta bulmaları normal oluyor. bu istibdatın güncel yansımaları da şöyle gibi:

   mesela deli gibi bir eğitim atağı yapılıyor. evet her şehire üniversiteye hepimiz gülüyoruz ama o meşhur mülkiye ilk açıldığında odadan bozma  bir derslik ve birkaç öğrenciden ibaretti unutuluyor. bu eğitim atağı tıpkı istibdat döneminde olduğu gibi muhalifsizleştiriliyor. yani oku ekmeğini kazan, zararlı fikirlerle işin ne geyiği. öyle ki öğrencilerin üzerine tabur tabur polis, savcı, yargıç gönderiliyor. masumane eylemler bile yandaş medya eliyle sanki silahlı kalkışmaymış gibi sunuluyor. bunlar eskiden de vardı diyen, canım eskiler yaparken bunun zorbalık olduğunu bilirdi, zorbalık ama zorundayız derlerdi. şimdikiler ise bunu normalin gereği olarak dayatıyor, şiddetin zorunluluğu yerini şiddetin normalleşmesine bıraktı hegemonik araçları sayesinde.

   sansür. ehehe hamidyen sansürün üzerinden neredeyse yüz yıldan fazla zaman geçmişken şu anda tıpkı hamid sansürü gibi kelime yasakları üzerinden işleyen bir sansürü tartışırken ne diyem mahmud mu diyem.....

   bu ergenekon tırıvırılarında içeri alınanların ifadelerine hiç baktınız mı? hepimizin ilk savunması vallaha billaha hiçbir örgüte üye değilim artık. örgütsüzlükten medet, örgütsüzlüğümüzden merhamet umuyoruz. öyle bir akıl tutulması yarattı ki bu hamit torunları, örgütün ne olup olmadığı değil, örgütün sadece varlığı bile suç delili artık. ve öldürmüyorlar. yani öncekiler gibi, öncekiler kadar öldürmüyorlar. yet.. işte bu onların hamid'in gerçek torunu olduklarını vurgulama anları. hani hamid istibdatı hep ne ile övülür: çok çok az idam kararı imzalamıştır. mithat paşalar hariç siyasi infaz olmamıştır yaşasın padişahımız abdülhamid. öldürmeyip alayı vala ile 10 yıla bağladıkları tutuklu yargılama süresi boyunca yok ediyorlar insanları. sürecek fizanları yok artık onun yerine zamana gömüyorlar muhalifleri. yarın tahliye olabileceğin ama 10 yıl boyunca tahliye olamayabileceğin bir çin işkencesinde pıt pıt damlıyor damlalar.

Hiç yorum yok: