5 Eylül 2011 Pazartesi

22 Ocak 2004 İstanbul'da Kar Yağışı

09.03.2011 13:31

   şimdi angaralı bebelerin belediye başkanlarına rahmet okumalarını görünce aklıma gelen kutsal temizlik. istanbul belediye başkanı `ali müfit gürtuna`'nın tekrar belediye başkanı olma hayallerine noktayı koyan cadcımınt dey. öyle derin izler bıraktı ki ortak istanbul hafızamızda, geçen yedi yıl boyunca belediye hep bu yağış tekrarlanacak korkusuyla dünya kadar para harcayıp boş yere onlarca araç aldı. her sene temsili dost kuvvet hesabı kış bastırınca tören yürüyüşüne başlıyorlar. ama bu yağış o günden bu yana geri gelmedi.

   işin tuhaf yanı bu felaket geliyorum dedi. biz, hepimiz de kendimizce önlemimizi aldık hesapta. neredeyse tüm işyerleri erken çıkış yaptı ama ne fayda. benim tedbirim beşiktaş yıldız yokuşunun tepesinde taktığım zincirlerin iki teker arasına sarmasıyla son buldu mesela. zinciri aksama sarılmış bir araba, şarjı bitmiş bir cep telefonu ve yerde zinciri çözmeye çalışıp yalvararak etraftan yardım isteyen bir küçük hüsamettin.

   insan sürekli kıyamet sonrası dekorlu filmleri izleye izleye işin kompetanı oluyor. gökyüzünden yağan kar, tıpkı pompeii filmlerindeki küllere benziyordu. birinci köprüye doğru kayarak ilerleyip ikili ve üçlü serilerde slalomla köprüyü yine kayarak geçerken bunun hayatta bir defa başa gelecek fantastik bir doğa olayı olduğunu düşünüyordum haliynen. ama esas facia boğaz köprüsünü geçince başlıyordu. biz araçlarımızla ardımızdan lavlar geliyormuş gibi ilerlerken, yol bir anda 1991 şubat kuveyt otoyoluna dönüştü. otomobiller, minibüsler, otobüsler. onlarca araç sağda solda terkedilmiş ve karla kaplanmıştı. araçları terketmek zorunda kalmış yayalar tıpkı o filmlerdeki çaresiz insanlar gibi bata çıka yürümeye çalışıyordu. yardım için durmanız mümkün değildi. çünkü zaten araçları hareket ettiren biz değildik, araçlar adeta kendi kendine gidiyordu.

   saatler sonra evin önünde kontağı kapattığımda, önce kaza yapmadan vardığımı farkederek şaşırdım, sonra eğilip karı öptüm.

Hiç yorum yok: