5 Eylül 2011 Pazartesi

17 Ekim 2010 HSYK Seçimleri

19.10.2010 09:54

   bir çizgi film izlemiştim. çocuklar parkta oynarken oyuncak para kullanmaya başlıyorlar. oyunlarını oyuncak para karşılığı oynuyorlar filan. sonra hırslı biri tüm paraları eline toplamaya uğraşıyor. bu toplama süreci acayip zevkli ve heyecanlı geçiyor. en sonunda başarıyor çocuk. tüm paraları elinde topluyor. daha fazla zevk alacağını sanıyor. ama artık o paralar için mücadele etmenin hiçbir zevki kalmadığı için diğer çocuklar sıkılıyor ve parkı terkediyorlar. kuvvetler ayrılığı kimse o kuvvetleri tekleştiremeyeceği için değil biraz da oynamanın zevki olsun diye icat edilmiştir.

   bugün fıratın öte yakasında yargı tıpkı asker ve polis gibi bir kavga enstrümanı. bir kavganın tarafı. yani kendisinden hiçbir adillik beklentisi yok. kavga enstrümanı olduğu için savaş meydanı olarak kullanılıyor yargılamalar. kendi formel çelişkilerinden faydalanarak rakip zor duruma düşürülmeye çalışılıyor. şimdi aynı durum fıratın batısına da taşınınca ne fayda sağlayacak bu, tüm paraları elinde toplayan çocuğa. yani bujuva yasallığına dair en basit koşullar bile ihlal edildiğinde yasallıktan gelen o sihirli gücün yitmesi dışında ne kazancı olacak iktidarın.

   iktidarın ve yandaşlarının bu seçim sonucunda attıkları zafer çığlıkları park ıssızlaştığında anlamsızlaşacak. 1930 ankara'sının kurak tek parti iktidarının reenkarnesi olmak ne kazandıracak onlara. o zaman ki otoriter avrupa da yok ki devrim mevrim ayağına kendi kuvvetler tekliğine etik mazeretler uydur. o zaman ki köylü garibanlar da yok ki senin önünde eğilsinler. park gittikçe ıssızlaşacak. fırat'ın doğusunda nasıl başka oyun oynanıyorsa batısında da başka oyun oynanacak.  kuvvetler tekleştikçe kuvvetler anlamsızlaşır oysa. sen yıktığın statükonun yerine kendi statükonu kurduğunda yine marx çıkar guguklu saatten ve tekerrür iki/ bu bildiğin komiklik kikiki diye öter.

Hiç yorum yok: