26 Ağustos 2011 Cuma

Feminizm


01.10.2009 11:10

   bir internet mucizesi olan google books uygulamasında bir kadın tarafından yazılmış ve kadın haklarına dair ilk kitap altbaşlığını taşıyan ilk kitabın 1850'lere tarihlenmesi süpriz değil. bu yıllar aynı zamanda uygarlığın tanrı yapısı bir anda oluveren bir mucize değil evrilerek gelişen bir süreç olduğunun keşfedilmeye başlandığı yıllar.

   yaklaşık 12 bin yıl önce insanlık`:bunu bile önce insanoğlu diye yazdım` yerleşik hayata geçerken ki, bir kısım izlerini bizzat ülkemizde çatalhöyükte filan görüyoruz, sınıflı toplumla birlikte bir nev'i darbe yaşadı. iki cinsiyetten erkek olanı fiziksel güce dayanarak türsel iktidarı tekelleştirdi. neden veya nasıl olduğunu bilmiyoruz. bildiğimiz kadın emeğinin kullanıldığı çocuk büyütmek veya ev işleri gibi alanların toplumsal yapıda iş olarak görülmemesi ve tamamen erkeklerin faaliyetleri üzerinden toplumsal sınıfların ve iktidarın oluşumu. bu erkekler adına muhteşem bir başarıydı. mesela detay bilgisine sahip olduğumuz ilk şehir devleti olan ur'da bu anlayış kadınları toplumsal sınıf tablosunda görünmez kılıyor ve rahipler, askerler, çiftçiler, tüccarlar gibi bir toplumsal sınıflama yaratıyordu. gördürmek için köle kullanılması halinde parasal değer taşıyan ev işleri kadınların yapması halinde doğal bir göreve, değersiz mala dönüşüyor, yine katipler tarafından yapılması halinde ücretli bir iş olan çocuk eğitimi anne tarafından yapılması halinde değersiz sayılıyordu. bu anlayış aradan geçen binlerce yıla rağmen hala aynı yalın haliyle yürürlükte olunca hayran olmamak elde değil.

   basit ama farkedilmesi çok zor. ben erkek olarak dışarda yine benim yarattığım uygarlık tarafından anlamlandırılmış(?) bir iş yapıyorum ve bu parasal değere sahip. yani ben üretkenim, yani ben bir değer yaratıyorum. kadın uygarlık tarafından(?) onun doğası gereği olarak açıklanan bir iş yapıyor, bu yüzden parasal bir kıymeti yok, yani değer filan yaratmıyor, üretmiyor. tabiatı gereğince yapması gerekeni yapıyor. ben erkek olarak sun'i bir iş yaptığım için daha zeki oluyorum, o ise sadece doğal içgüdülerini yerine getiren daha geri bir form.

   kadın-erkek mücadelesinin erkekler açısından fiziksel güç odaklı bir iktidar mücadelesi olduğu o kadar açıktır ki vay babanın kemüğüne bu adamlar herşeyi mi düşünmüş dediğimiz eski yunan uygarlığında yaratılan amazon mitine bakmak yeterlidir. amazonlar kendi anaerkil egemenliklerini erkeklerle aynı fiziksel şiddeti kullanabilme azim ve kararlılığına borçludurlar. yani erkek dünyası ancak kendileriyle aynı - fiziksel şiddeti uygulama- kararlığa sahip olması halinde kadınları bağımsız bir güç olarak mitleştirmiştir.

   yerleşik uygarlıkla birlikte erkek egemen uygarlığın oluşumu demek bizim bilebildiğimiz tüm tarih boyunca erkek egemenliğinin tüm uygarlık araçları ile meşrulaştırılması demek aynı zamanda. din, bilim, örf ve adetler, ahlak herşey ama herşey bu meşrulaştırma doğrultusunda kullanılmış. yani sistem kendi içinde hiçbir boşluk bırakmamış ve meşruiyetini tüm alanlarda binlerce yıllık emekle olgunlaştırmıştır. koskoca bir ataerkil matrix yaratmış.

   bugün erkek bazında kalburüstü bir kapitalist figür ile onun yanında çalışan ücretli proletarya arasında, bir kürt milliyetçisi ile bir türk milliyetçisi arasında veya müslüman bir tek tanrılı din inananı ile çok tanrılı din inananı hindu arasında sadece iki ortak nokta mevcut. ilki erkek olmaları, ikincisi kadınlar üzerinde fiziksel şiddete dayalı bir iktidar sürdürmeleri. insan soyunun kendi içerisinde yaşadığı tüm çelişkileri tek tek gözden geçirsek ve tüm tarafların üzerinde uzlaştığı noktadan en yukarıya doğru gitsek karşımıza erkek olma özelinde uzlaşım çıkmaktadır. insan piramidinin en tepesindeki çelişki cinsiyet çelişkisi. ne dinler, ne milliyetler ne de sınıfsal ideolojiler. 12 bin yılın etkisiyle en iyi saklanan çelişki yine aynı çelişki.

   erkek temel iktidarını fiziksel sertlik ve gücünden aldığı için en hassas olduğu konu bu imajının yıkılmaması. erkek eşcinselliğinin kadın eşcinselliği yerine lanetlenmesi ve homofobinin üzerine inşa edildiği temelin, eşcinselliğin erkekleri yumuşatması olması şaşırtıcı değildir. yumuşak erkek gerçek erkek olamaz. ibn sina ol ama ibne sina olamazsın. zira onun gerekli fiziksel güce sahip olamayacağı düşünülür. yumuşamadan kastedilen nettir : feminenleşme, kadınsılaşma. bu fiziksel gücün yitmesi demektir. islamın yahudiliğin tüm egemen dinsel mitosların uygarlıkların yıkım sebebi olarak erkeklerarası cinsel ilişkiyi göstermesi ve onun üstünden sodom gomorravari yıkım efsaneleri yaratması boşuna değil. mevcut uygarlık açısından feminenleşme, yumuşama ve yıkım demektir. truman show'da truman denize açılmasın diye yaratılan öyküler gibi erkek egemen uygarlık bunu engelleyici öyküler yaratır, yumuşamayı müsamahasız cezalandırır. binlerce yıldır uygarlık kendi etrafına kadınlaşmak, kadın olmak yıkım demektir duvarları örmüştür. şiddetle kendini savunur. her feminenleşme kıyamet alametidir.

   erkek egemen toplumun en büyük başarısı, fiziksel güç ve şiddet iktidarının kol gücünden araçlara geçmesine rağmen yine aynı tekele devam edebilmesidir. ancak yine gelişen teknoloji ile birlikte eski gücünde sarsıntı yaşaması kaçınılmazdır. erkek egemen uygarlık kendi içinde sadece kadınların iktidarını tehdit etme ihtimaline karşı birlik olur. stalin ve çörçil kadına dair taşşak yapılacaksa çok iyi sohbet arkadaşıdır. onun haricinde uygarlığın yapısı gereğince sürekli ihtilaf halindedir. işte gelişen teknoloji ile birlikte ulusal ordu denilen saçmalık uyarınca yığınsal olarak birbirlerini yoketmeye başladıklarında zorunlu olarak kadınları göreve çağırmak zorunda kalmışlardır. hem kendi çekildikleri üretim sürecini onlarla doldurmuşlardır hem de cephede istihdam etmek zorunda kalmışlardır. ünlü abd afişlerinde görülen işçi tulumlu kadın tasvirleri ilk duruma örnektir. women auxliary corps ise ikinci duruma. her ne kadar sistem kadın yardımını yardımcı kuvvet olarak hayal etmiş olsa da o ünlü afişlerde olduğu gibi bir kere `we can do it` denildikten sonra cinin şişeye geri sokulması mümkün olmamıştır.

   bu noktada sistem kendi işbirlikçilerini yaratmaya başlamıştır. kimse ama kimse basit bir onaylama karşılığı gördüğü toplumsal aşağılamadan kurtulmak istediği için suçlanamaz. uslu zenci, cumhurbaşkanı bile olan kürdün benzeri olarak uygarlık ortağı modern kadında üretilmiştir. temelde sistem tarafından uygun görülen alanlar üzerinden, sistemin tamamını tehdit etmediği sürece tüm risk gruplarının sisteme dahil edilmesi, sistemi gereksiz gerilimden kurtarır ve ekstra güç kazandırır. şurada burada gördüğümüz efendinin sesiyle kadın mücadelesini küçümseyen kadınların nedeni budur.

   işte feminizmin zorluğu tüm bu sıraladıklarım ışığında yeldeğirmeni ile savaşmak zorunda olmasıdır. feministlerin veya kadın hakkı eylemcilerinin temel sorunu 12 bin yıllık tarih boyunca kuşaktan kuşağa aktarılarak, yanlışlanamaz dogmatik doğrulara, kalıplara dönüştürülmüş bir eşitsizlikle mücadele etmeleridir. bugün en basitinden sikeyim lafı olmadan konuşma bile benim için imkansızdır. oysa ta çocukluktan iktidarımı ürettiğim alan burası, bu tip cinsiyete dayalı küfürler. kızkardeşim sikemez siki yok ama ben sikerim çünkü sikim var, hakkım var, iktidarım var. yani bu eşitsizlik o kadar doğal hale gelmiş getirilmişki kendilerinin her türlü talebi doğa dışı müdahale olarak görülmekte, sıklıkla küçümsenmektedir. feminizm bugün erkek sirkinde soytarı olarak, sanki çok komik birşeymişcesine dalga geçilme mevzusu olarak basitleştirilmekte absürdleştirilmektedir.

   buna bağlı olarak kadın hareketinin bir diğer şanssızlığı varedecekleri çözümün, her ne olursa olsun, bizim bildiğimiz tarih içerisinde asla varolmamış olmasıdır. ataerkil olmayan toplumlardan bize zaman içinde süzüle süzüle sadece bir takım tanrıça mitleri ve artık anlamını bilmediğimiz kimi gelenekler haricinde hiçbirşey gelmemiştir. kadın hareketi bu yüzden insanlığın bilinen tarihi içerisinde varolmamış birşeyi, en ufak örnek alabileceği geçmiş tecrübe olmadan, ütopik olarak hem de kendi zihninde de kurulu 12 bin yıllık bir zihin diktatörlüğüne rağmen varetmek zorundadır. oysa insanlar somuttan örneklem almak isterler, eşleştirmek isterler.

   modern zamanlarda varolan tüm siyasi ideolojilere baktığımız zaman hepsinin öyle veya böyle tarihi bir kökene dayandığını dayandırıldığını görüyoruz. yine tüm bu ideolojiler bir şekilde sistemi değiştirmek iddiasında olsa bile sistem içinden varolan ve esasında kendini sistemin daha doğru devamı olarak kurgulayan ideolojiler. oysa kadın hareketinin ne meşruiyetini dayayabileceği tarihi bir örnek var ne de istese bile sistemin içinde olamaz. sözlük semalarında da görüleceği üzere sistem içinde ne kadar ileri bir eğitim almış varsayılırsa varsayılsın erkekler nezdinde doğal olmayan yapay bir mücadele olarak görülmektedir. hatta aynı intiba binlerce yıllık iğdiş etme sonucu kadınlarda da vardır.

   sistem içinde en ileri muhalif ideoloji olan sosyalizm bile sorunu tam olarak kapsayıcılıktan uzaktır. daha alt bir çelişkinin`:sınıf çelişkisi` hallolması ile daha üstte yeralan bir çelişkinin`:cinsiyet çelişkisi` otomatik olarak hallolacağını varsaymış, varsaymaya devam etmektedir. oysa fiili sonuç erkekler kulübü tarzı politbürolar ve on çocuk doğuran analara lenin madalyasıdır. marxın siki var ama memeleri yok. o yüzden sözkonusu olan kızının evliliği olunca aday ile kızı üzerindeki patriyarkal korumanın damadı tarafından sürdürülüp sürdürülemeyeceğini konuşuyor.

   fiziksel güç ve baskı üzerinden yapılanmış bir iktidar, iktidar tekelini asla gönüllü olarak terketmeyecektir. kaldı ki bu iktidar salt siyasi bir iktidar değildir. 12 bin yıllık tüm uygarlığa sinmiş bir kültürden bahsediyoruz. bu ise harcanan tüm çabaların yetersiz görünmesinin nedenidir. ayrıca bu insan türüne ait başat çelişki olduğu için erkek desteği de sınırlı kalmaktadır. yani kadınların bir diğer şanssızlığı robert kolejde okuyan zengin bebenin duygusal nedenlerle solcu olması benzeri sınıf çıkarına ihanet ederek yanlarında saf tutacakların mevcut olmamasıdır. ben duruma ne kadar onlardan yana bakarsam bakayım sonuçta parçası olduğum iktidarın kazanımlarımdan vazgeçmek istemeyecek, en azından bunların yokolması için mücadele etmeyeceğim. her zaman bir maalle kavesi olacak benim bunaldığımda kaçacağım am göt meme üzerine iktidar keyfini süreceğim. baskılanmak şartıyla en fazla tarafsızlığımı sağlayabilirler daha fazlasını değil.

   feminizmin şansı ise mobilize edilmesi halinde insan nüfusunun neredeyse yarısının potansiyel kitle olması. türümün yarattığı uygarlık yine bir duvara dayanma döneminden geçtiği için sıkışmış durumda ve o yüzden yine her yanı ibnelik artıyor, erkekler kadınsılaşıyor, kıyamet kopacaklar sarmış durumda. illa bir ütopya tezgahlanması sözkonusu olacaksa geçmişte hep tek yanlı olarak erkekler yaptı bu işi bu seferde kadınlar yapabilir.

Hiç yorum yok: